19 MAYIS’I NASIL KUTLAMALIYIZ?
107 yıl sonra 19 Mayıs’ın anlamı daha da fazla anlama ve anlatma içinde olmalıyız. Çünkü değişen şartlar ve Yunanistan’ın şımarması yanında 19 adanın işgali ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması gündemde olduğu ile Vatikan benzeri bir devletin surlar içinde kurulması yönündeki çalışmaların hızlandığı bir dönemde 19 Mayıs’ı bağımsızlığın ve emperyalizme karşı kazanılan zaferlerin başlangıcı olarak gençlere anlatmak zorunda olduğumuz için aşağıya o günkü şartları kısaca anlattık.
Birinci Cihan Savaşının sonunda Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde çok ağır şartlan kapsayan Mondros Mütarekesini imzaladı ve durumu ordulara bildirdi. Türkiye’deki Almanlar, bu mütareke icaplarına göre Türkiye’yi terk etmek zorundaydılar. Aynı durumda olan Alman generali Limon Von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığına Mustafa Kemal Paşa tayin olunarak vazifeyi devraldı.
Mustafa Kemal Başa, Mondros'un müphem maddelerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bundan önce orduların terhis edilmemesini, aksi halde İtilâf Devletlerinin ülkemiz üzerindeki ihtiraslarına set çekmenin mümkün olamayacağını İstanbul Hükümetine bildiriyordu.
Sadrazam İzzet Paşa ise verdiği cevapta, dört yıl süren savaşta yenilmiş olduğumuz için mukavemet göstermenin mümkün olmayacağım, İngilizlerle anlaşmak suretiyle bazı çözümler aranabileceğini belirtiyordu.
7 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Orduları Grubu ilga edildi. Mustafa Kemal Paşa, ordular dağıtılsa bile unvanının muhafaza edilmesini ve en küçük bir birlik halinde bile olsa kumandanlığını üzerine alıp vatan hizmetinde bulunmaya hazır olduğunu bildirdi. Maksadı ordu kumandanı olarak Anadolu’da kalabilmekti. Bu sırada kabine istifa etti ve İzzet Paşa, kendisine İstanbul’da bulunmasının daha faydalı olacağını haber verdi. İzzet Paşa, şartların gittikçe milli menfaatler aleyhine geliştiğini anlayarak sorumluluğu daha fazla taşımak istememişti.
MUSTAFA KEMAL PAŞA İSTANBUL’A GELİYOR
Mustafa Kemal Paşa bunun üzerine İstanbul'a hareket etti. Osmanlı İmparatorluğu’nun 465 yıllık başkenti 13 Kasım 1918’de vardı. Aynı gün, Mütareke şartlarına göre Çanakkale’den geçen İtilâf donanması İstanbul’a varmış bulunuyordu. Bu hal, Mustafa Kemal’in asabını bozmuştu, çünkü kendisi ve Türk Milleti, bu günler görmemek azmiyle düşmanı Çanakkale'de yenmiş ve binlerce şehidin kanı pahasına aynı düşmanı aziz vatan topraklarından kovmuştu. Yaverine döndü ve sert bir sesle:
«— Geldikleri gibi giderler» dedi!
Yeni Sadrazam Tevfik Paşa’nın kurduğu hükümet henüz güvenoyu almamış olduğundan İzzet Paşa vazifesine devam ediyordu. Mustafa Kemal Paşa O’nu ziyaret ederek uzun uzun görüştü. Düşüncelerini anlattı. Tevfik Paşa’nın başa geçmesine engel olunması ve İzzet Paşa'nın yeni bir kabine kurması fikrindeydi, İzzet Paşa da bunu kabul ettiğinden Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Mebuslar Meclisi üyeleriyle temas ederek onları, Tevfik Paşa’ya güvenoyu vermemeye iknaya çalıştı.
Tüm çabalarına rağmen Tevfik Paşa Hükümeti çoğunlukla güvenoyu aldı. Şayet İzzet Paşa kabinesi yeniden kurulabilseydi, kendisi de yeni kurulacak kabinede Harbiye Nazırı olmak arzusunda İdi.
PADİŞAHLA GÖRÜŞÜYOR
22 Kasım günü Cuma namazından sonra Padişah Vahdeddin Mustafa Kemal Paşa’yı kabul etti. Ordu kumandan ve subaylarının kendisini çok sevdiklerinden bahisle, onlardan kendisine bir kötülük gelip gelmeyeceğine dair kanaatini sordu. Mustafa Kemal paşa, İstanbul’a yeni geldiğini, buradaki durumu bilmediğini, bununla beraber ordu kumandan ve subaylarının Padişaha karşı olmaları için bir sebep görmediğini söyledi. Padişah bu sözlere şöyle cevap yerdi:
— Yalnız bugünden bahsetmiyorum. Bugünden ve yarından... Ve ekledi:
— Siz akıllı bir kumandansınız. Arkadaşlarınızı aydınlatacağınızdan ve yatıştıracağınızdan. Eminim.
Bir iki gün sonra Mebuslar Meclisi ilga edildi.
İtilâf Devletleri, Mustafa Kemal Paşa gibi tanınmış kumandanların İstanbul’da bulunması ve bazı siyasi faaliyetlere karışmasından hoşlanmadıkları için O'nu Altıncı Ordu Kumandanlığına tayin ettirdiler. Kendisi bunu reddetti. Bunun üzerine yaveri ve otomobili alındı. Ödeneği de kesildi. Paşa buna rağmen İstanbul’da temas ve çalışmalarına devam etti.
İSTANBUL’DA BİR ŞEY YAPILAMAYACAĞINI ANLAYINCA
Bir gün Harbiye Nazım Şakir Paşa kendisini davet ederek tetkik etmesi için bir dosya verdi. Dosya, işgal orduları subaylarının raporlarından meydana gelmişti. Bunlar, Samsun ye bölgesindeki Rum köylerinin Türklerin taarruzuna uğradığını ve Osmanlı Devleti bu hale engel olmazsa, İtilaf Kuvvetlerinin müdahaleye mecbur kalacağını anlatıyordu.
Şakir Paşa, durumun hakikatte böyle olup olmadığının yerinde incelenmesine hükümetçe karar verildiğini ve bu işle kendisinin görevlendirilmek istendiğini söyledi. Bu İstanbul’da bir şey yapılamayacağını anlayan ve Anadolu’ya geçmek İçin fırsat arayan Mustafa Kemal Paşa için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Bu maksatla Dokuzuncu Ordu Müfettişliği kuruldu. Bu müfettişliğe de Mustafa Kemal Paşa tayin edildi.
Dokuzuncu Ordu Kıtaları Müfettişliğine alt vazifeler yalnız askeri olmayıp, Müfettişliğin kapsadığı bölge içinde aynı zamanda da mülkidir.
TALİH BANA ÖYLE UYGUN ŞARTLAR HAZIRLAMIŞTI Kİ….
Mustafa Kemal Paşa, talimatnameyi cebine koyduğu zaman sevincinden uçuyordu. Kendisi sonradan bu olaydan bahsederken şunları söylemiştir:
— Talih bana öyle uygun şartlar hazırlamıştı ki, kendimi onların kucağında hissettiğim zaman ne kadar bahtiyarlık duyduğumu tarif edemem. Nezaretten çıkarken heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum... Kafes açılmış, önümde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibi idim.»
Mustafa Kemal Paşa 15 Mayıs günü veda etmek için Babıâliye geldi. İzmir, aynı gün Yunanlılar tarafından işgal edilmişti. Herkes derin bir teessür içinde idi. Hükümet erkânıyla görüştü, vedalaştı. Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, kendisini uğurlamak üzere Bandırma vapuruna geleceğini belirtti.
Nihayet 19 Mayıs günü akşam saatlerinde Bandırma vapuru hareket etti. Rıhtımdan vapura kadar sandalla gelen askeri zevat tek tek İngilizlerin kontrolundan geçerek vapura binebilmişti. Üç gün süren yorucu bir yolculuktan sonra Mustafa Kemal, 18 kişilik maiyetiyle birlikte Samsun’a ayakbastı.
İNGİLİZ GENERAL HAREKETE GEÇİYOR
Ancak Karadeniz Ordusu Kumandanı General Milne (İngiliz), aynı gün şu yazıyı Harbiye Nazırı’na gönderdi: “Dokuzuncu Ordu’nun bir teşkilât icabı olarak ilga edildiği anlaşılmışken, Dokuzuncu Ordu Kıtalarına bir müfettiş ve Dokuzuncu Ordu için bir Kurmay Başkanı ile büyük bir kurmay heyetinin neden dolayı Sivas’a gönderilmekte olduğunun anlaşılamadığını size bildirmekle iftihar duyarım. Bu subayların ne gibi görevler yapacakların ve düşünülen tenkisatın mahiyetinin neden ibaret olduğunun lütfen açıklanmasını istirham ederim.”
İngiliz General Milne’ye verilen cevapta, memleketin her tarafında ordu kumanda teşkilâtının kaldırıldığı, lâkin geniş bir bölgeye dağılmış bulunan kıtaların, Harbiye Nezareti adına her türlü hallerinin teftiş ve verilen emirlerin uygulanma derecelerini görmek için tıpkı Konya’daki Yıldırım
Kıtaları Müfettişliği gibi olmak üzere üç ve on beşinci kolordular için de Dokuzuncu Ordu Kıtaları Müfettişliği gibi olmak üzere üç on beşinci kol ordular için de Dokuzuncu Ordu kıtaları Müfettişliği ihdas olunduğu müfettişliğin fazla olarak o bölgeli tüfek sürgü kollarıyla top ka süratle toplanıp gönderilmesine hiç bir asayişsizliğin meydana gelmemesine gayret edeceği ve bu müfettişliğin, bildirildiği şekilde ne Sivas’ta ne de başka bir yerde, yeri almayacağı bildirildi.
Bunun üzerine General Milne, planı bir yazıyla «Kemal Paşa ve mahiyetinin vilayetlerde görülmelerinin arzu olunmadığını», O’nun gibi «seçkin bir Paşa’nın bu sıralarda askeri mesaine lüzum olmadığını» beyan edeni maiyeti ile birlikte İstanbul’a çağrılmasını istedi.
Bunun üzerine General Milne’ye bir cevap verildi ve Paşa’nın böyle bir göreve Getirilmesine İngiltere Devleti mümessilinin asayiş konusundaki bir notasının sebep olduğu ve esasen mümessilin, hükümetin, konusu iddiaları bir müfettişe tahkik ettirme isteğini kabul ettiği bildirildi.
Hükümet tarafından General Milne'ye bu cevap gönderilmekle beraber, Vekiller Heyeti’nde görüşülerek, Mustafa Kemal Paşa’nın derhal İstanbul’a dönmesi 6 Haziran günü telgrafla kendisine bildirildi.
Mustafa Kemal Paşa, bu daveti sebebini telgrafla İstanbul’a sordu.15 Haziran’da hükümet, bu kararın İngilizlerin baskısı sonucu olduğunu kendisinin bu şartlar altında İstanbul’a dönmesi gerektiğini bildirdi.
Bundan sonra O’nun görevinden uzaklaştırılması hazırlıkları başladı. 21 Haziran’da 15. Kolordu Komutanı Kâzım Paşa'ya şifreli bir telgraf çekilerek kendisinin Mustafa Kemal Paşa’ya, vekâleten tayininin düşünüldüğünü bildirilip kendi yerine vekâlet etmesini tavsiye ettiği soruldu. Dört gön sonra da 3. Ordu müfettişliğine 9. Kolordu Müfettişliği üzerinden almıştı) ve bu müfettişlik emrinde bulunan 15.ve3. Kolordu kumandanlıklarına bu kolorduların doğrudan doğruya Harbiye Nezareti ile muhabere etmeleri bildirildi.
Mustafa Kemal Paşa, 29 Haziran’da Harbiye Nezaretine açık bir telgraf çekerek bu konuda gerçek durumun ne olduğunu sordu.
Yeni Harbiye Nazırı Ferit paşa, 30 Haziran’da şifre ile uzun ve iltifat bir telgraf çekerek İtilaf Devletlerinin arzusuna uymanın zaruri olduğunu kendisinin İstanbul'da veya arzu edileceği bir yerde hava değişim istemesinin tek çıkar yol olduğunu anlattı ve kesin cevabı daha sonra bildireceğini yazdı. S Temmuzda yeni bir telgrafla İstanbul’a hareketini çabuklaştırmasını istedi ve 9 Temmuz’da ise 15. ve 3. Kolordu Komutanlarına Mustafa Kemal Paşa’nın hizmetine son verildiğini bildirdi.
MİLLETİN SİNESİNDE MÜCAHİD BİR FERT OLARAK...!
Mustafa Kemal Paşa ise, bundan bir gün evvel yayınladığı bir beyanname ile «Türk vatanını ve milletini kurtarmak İçin açılan mücadelede milletle beraber serbestçe çalışabilmek için» bütün resmi ve askeri sıfatlarını bıraktığını ve bundan sonra (mukaddes milli gaye için milletin sinesinde mücahit bir fert sıfatıyla buIunduğunu) bildirmişti.
Böylece 19 Mayıs’la başlayan bir dönem, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile gelişecek; Milli Mücadelecin resmi ve askeri dayanaklarına organizesi çalışmaları zafere kadar devam edecekti.
İşte böyle bir zamanda başlayan savaşlar sona erecek ve Türkiye Cumhuriyeti kurulacaktır.
Kocatepe’den Selamlar
İbrahim AYAN