BİR TOPLANTININ ARDINDAN

Geçtiğimiz haftalarda bir grup arkadaşla Hasan Özpınar’ın Afyonkarahisar’da

BİR TOPLANTININ ARDINDAN

Geçtiğimiz haftalarda bir grup arkadaşla Hasan Özpınar’ın Afyonkarahisar’da azınlıklar konulu bir konuşmasını takip ettik. Osmanlı Devleti döneminde Karahisar sancağı olarak kayıtlarda. Hasan Bey konuşmasında azınlıkların sayıları verdiğini ve Karahisar’da nelere hâkim olduklarını ortaya koydu. Bizde bunları bir yazı ile sizlere aktarmak istedik. Öncelikle Yahudilerin ülkeye gelişlerinden başlayalım.

Osmanlı Devletinde Gayr-i Müslim nüfusun büyük çoğunluğunu Ermeniler oluşturmakta idi. Yahudi cemaati XV. yüzyıldan itibaren yoğun olarak gelmişlerdir. Devletin topraklarında varlarsa da asıl çoğunluk İspanya’da yaşanan Kastilya krallığı ile Aragonya krallıklarının birleşmesi sonucunda Müslümanların yanında Yahudilerde İspanya’dan sürülmüştür. Osmanlı Padişahı olan II. Bayazit Yahudilerin gelmesi için gemi bile göndermiştir. Ülkenin değişik yerlerine yerleşmişlerdir. Hatta onlara has bir mahalleden de söz edilmektedir. ( Ne yazık ki Cem Sultan olayından dolayı Müslümanlara yardım edemedi.)

Afyonkarahisar'da, Yahudi varlığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Frig Vadisi ve Şuhut ilçesindeki kaya yerleşimlerinde Yahudi şamdanı ‘Menora’ işaretleri görülmüştür. Ne yazık ki Frig Vadisi'ndeki bir Menora işareti, define avcıları tarafından tahrip edilmiştir.” dedi.

1930'lu yıllara kadar eski devlet hastanesinin olduğu yerde "Çıfıt Mezarlığı" adında bir Yahudi mezarlığı bulunduğunu aktaran Özpınar, “Halk arasında, hasta çocukların şifa bulması için bu mezarlığa götürüldüğüne dair bir inanış da vardı.

Afyonkarahisar merkez ve bazı kazalarında küçük bir Rum nüfusunun varlığını gösterdiğini ifade etti. Özpınar, “Örneğin 1890'larda 4812 Rum, 1912'de Emirdağ'da ( eski ismi Aziziye) 105 Rum bulunmuştur. Sandıklı’da da Rumlar vardı. Rumlar genellikle devlet dairelerinde memur olarak görev yapmışlardır. Belediye Başkanlarımızdan biri bir Yunan anıtı dikilmesini gündeme getirmiş ve Afyonkarahisar halkının tepkisine uğramıştı. Yunanistan’da bulunan ata yadiğarı eserleri yıkma yanında kötü işlerde kullanmaktadırlar.

Afyonkarahisar Ermenileri genellikle Gregoryen (Ortodoks) mezhebine bağlıydı.1860'lı yıllardan itibaren Katolik, Protestan ve Cizvit misyonerler Afyonkarahisar'da faaliyet göstermeye başlamıştır. Özellikle Amerikan destekli Protestan misyonerler, yerel Ermenilerin şiddetli tepkisine saraya yapılan şikâyetlerin yanı sıra tehditler olmasına rağmen uzun yıllar şehirde kalmışlardır.

1896'da demiryolunun Afyon'a ulaşmasıyla ticaret üzerindeki Ermeni hâkimiyeti artmış, şehrin ticaretinin yaklaşık yüzde 80'i Ermenilerin elindeydi. Manifatura, tuhafiye, yün-tiftik ticareti listelerinde Ermeni isimleri çoğunluktaydı. 1906 yılında Ermeni kadın ve çocukları, pamuk ve iplik fiyatlarındaki artışı protesto etmek amacıyla hükümet dairesi önünde gösteri yapmışlardır. Bu, Osmanlı'daki ilk protesto gösterilerinden biri olabilir. Afyonkarahisar'ın belediye eczacısı Simon Simonyan Efendi, 1906'da Fransızca bir mektupla Ramazan ayında Karahisar Maden Suyu fiyatlarının düşürülmesini talep etmiştir.

Ermeniler, Karahisar’da ekonomiye hâkimdiler. Sadece iki Türk tüccar bulunmaktaydı. İşin garibi mi diyelim yoksa politikalarımı diyelim yanlarına hiç Türk çırak almayan esnaflar onlardandı.

Afyonkarahisar’da 1902 yılında çıkan ve üç gün süren büyük yangının bir Ermeni’nin evinde başladığını dile getiren Özpınar, şöyle konuştu: “Afyon tarihinde büyük bir öneme sahip olan bu yangın, Mevlevi (Türbe) Camisi yakınındaki Canbaba Yokuşu'nda bir Ermeni'nin yeni evinde lambanın düşmesiyle başlamıştır. Üç gün süren yangında şehir büyük ölçüde yanmış, Mevlevihane, kiliseler, okullar ve konutlar dâhil yaklaşık 1200 yapı kül olmuştur.

İstiklal Savaşı sırasında Karahisar’da bulunan Rum azınlıklar işgal kuvvetleri ile işbirliği yapmaktan çekinmemişlerdir. Yine Osmanlı dönemi olan 1920’den önce Anastasiyas adlı kişi mutasarrıf olarak görev yapmıştır. Ermenilerden ülkemizi terk edenlerden Amerika’da başarılar yaptığını söyleyince konuşmacı arka sıralardan birisi büyük bir kayıp veya göndermeseydik anlamında sözler sarf etti. Bizlerin ne kadar saf olduğumuzu ortaya koyuyor. Son olarak da konuşmacıyı ziyarete gelen Amerika’ya göçmüş birinin torunu Karahisar’ı gezdikten sonra bıraktığı mektupta propagandayı bırakmaması bize bir uyarı olması lazım diye düşünüyorum.

Saygılarımla

İbrahim AYAN