CAİZ Mİ?
Bakıyorum Belediye Başkanına..
Her iftarda varlıklı bir ailenin zengin sofrasında oruç açıyor..
Bunu da sosyal medyada yayınlıyor..
Ben yadırgadım..
Başkan bey şöyle yapmalıydı:
Sefer tasıyla iftarlık dağıtılan ailelerle sofraya oturmalıydı..
Yapmadı..
Belki bugünden sonra yapar da, bizde “İşte Başkan” deriz..
**
Uzun yıllar önce Bursa’da bir davulcu yaşıyordu…
Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız, geriye kalan 11 ayda ise düğünlerde, şenliklerde, mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu…
Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı ve aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu. Hayatını Ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış, kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı… Aklını kurcalayan soru işte burada devreye giriyordu:
Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?..
Düşündü, taşındı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışmaya karar verdi… Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu. Gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular döküldü:
Caiz değildir!..
Adamcağız, büyük bir üzüntü içinde hikâyesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp adamcağızın hikâyesini ve Diyanet’in verdiği cevabı anlattıktan sonra şu soruyu sordu:
Diyanet “caiz değildir” diyorsa demek ki bir bildiği vardır! Benim de onlara bir sorum olacak: Oradaki din görevlileri maaşlarını devletten alıyor. Devlet ise bu paraları halktan aldığı vergilerden ödüyor. Vergi verenlerin içinde meyhanecisi de var, kerhanecisi de var… Bu durumda aldıkları maaş caiz midir, değil midir?!
Ortalık karıştı tabii! Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, “Konu yanlış anlaşılmış, yanlış karar verilmiştir. Kefen parası caizdir.” açıklaması yaptı!..
**
Diğer Ramazan..
Siyasetçilerin, bürokratların, işadamlarının dünyasındaki Ramazan’ı bir bilseniz..
Herkesin en iyi duyacağı şekilde "İftar davetleri" başlar..
Görkemli iftar sofraları kurulur..
Oruç tutmayanların bu davetlere koşup, ezanın okunmasını huşu içinde bekleyişleri...
Ve zeytinle bir oruçlarını açışları vardır ki..
Bir de "Allah kabul etsin" diyenlere utanmadan "Cümlemizinkini..." deyişleri...
**
Ben ramazan etkinliklerine bakıp, bu kadar inançlı bir toplumda işlerin daha iyi gitmesi gerektiğini düşünürüm..
Misal; bu kadar yalan -dolan olmaması gerekir..
Bu kadar çok rüşvet-avanta da olmamalı..
Bozuk-hileli gıda maddelerinden, fahiş kárlarla yoksulların dolandırılmasına..
Sigortasız 600 liraya çalıştırılan gençlerden, uyuşturucu ve yüz kızartıcı suçlara kadar..
Bakarım; biraz fazla...
Olsun...
Bu ramazan günlerinde, tertemiz yüreğiyle görkemsiz iftar sofrasına oturan, alnının teri ile kazandığı ekmeğini bölen, aklı ile inancını yoğurmuş, vicdanı rahat insanlarımıza seslenmek istedim sadece:
Allah kabul etsin...
**
Hayırlı günler..