Cumhuriyet Tarihimizde Batı’nın “Bize Tuzakları
Çıkış hedefinden uzaklaştırılan insanlarla ve örgütlerle dolu toplumsal tarihimiz.
Batı’dan örnekle yazımıza başlayalım. Hitler’in yola çıkışı. Nasyonal sosyalizmden yola çıkmış
sonunda ırkçı olmuş. Sanki tüm ulusal solcular da onun gibi sonrada ırkçı olurmuş gibi de bir mesaj
yaratıldı.
Hitler’in nasıl bu yola girdiği arkasından onu ittiren gücün savaş patronları olduğu hiç
konuşulmuyor. Tekeller onunla, İsrail’in kurulması dâhil, birçok siyasi planı daha gerçekleştirdi.
Sonuçları bugünümüze bile şekil vermektedir. (Almanya’da halen, savaş yıllarında Yahudi tutuklu işçi
çalıştıran şirketler ceza olarak İsrail’e para ödemektedirler. Ancak Yahudi şirketler bu cezanın dışında
tutulmaktadır. Dikkat edilirse Almanlar İsrail’in katliamlarına ses çıkarmazlar) Savaşın sonuçları en çok
Yahudilerin işine yaramış?!
Ne hikmetse Hıristiyan Yunanistan Avrupa birliğine müracaat etti diye 1959 da eski adı AET
olan birliğe müracaat ediyoruz. Yarım asırda fazla bir zamanda bizi oyalama tuzakları ile
uğraştırıyorlar. Gümrük Birliği’ne bizi koyarak ekonomimizi istedikleri gibi manüple edebiliyorlar. (bu
günlerde AB kamusal yatırımlarına hiçbir Türk şirketinin giremeyeceğine dair beyanlar dolaşıyor
ortalıkta) DP’nin devamı olan AP ‘nin başbakanlarından biri AB yasasının meclisten geçmesi için
Islahatçı parti ile yaptığı protokolü AB temsilcileri iç politika için diyebiliyor. Demiyor ki biz Türkiye’yi
idare edemiyoruz siz idare edin.
Gelelim ülkemize Apo’nun idamını en çok isteyen bir siyasi parti, hatta Erzurum meydanında yağlı
urgan atan, Bebek katilini idamdan kurtaran yasayı çıkartıyor. İktidarı Amerikancı bir yönetime
devretmeye yarayan erken seçim kararı aldırtıyor. ( Özellikle seçime bir buçuk yıl varken) 54 bin
insanımızı katilini besleyen, Sevr haritaları çizen AB’ye girmek için onurlu giriş mitingleri yapıyor.
Şehit cenazeler ve Apo’ya tepki oylarıyla seçim kazanmıştı. Şimdi de “Kurucu Önder” ve “Barış Süreci
ve Siyasallaşma Koordinatörü” düzeyine çıkarmak ve meclise gelip konuşmasını istiyor.
Kendisini sağ parti olarak lanse edip, AB Hıristiyan kulübüdür diyen bir siyasi parti girmek için her
şeyi yapıyor, ( Yöneticilerinden bazıları meclis kürsüsünde konuşurken köpek kulübesine girmekten
bahsediyordu.) en büyük Hıristiyan dostu oluyor, medeniyetler(!) buluşması adıyla papazlarla içli dışlı,
şirket ortaklıkları dâhil her şeyi yapıyor. O da iktidar olurken AB’ye tepki oylarını alarak seçilmişti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi, Atatürkçü bir parti Atatürk öldükten (veya
öldürüldükten) sonra ne yazık ki İngilizlerle içli dışlı oluyor, toprak reformunu rafa kaldırıyor, ABD
danışmanlarını getiriyor. İçerisinde öyle vekiller var ki ülkemizi ABD’de katliamla suçluyor ve bir daha
kendisi de iktidar olamıyor. Cumhuriyetin koruyucusu olarak kendine tarihi görev veriyor ama
halkçılık ve devletçilikten vaz geçiyor. Atatürk zamanında başlatılan devletçilikten vazgeçebiliyor.
Bakıyoruz Türkçülük diye bir akım antiemperyalist bir çizgide Türk bağımsızlık savaşının ruhunu
şekillendirmiş, daha sonra antikomünizm diye bir yere oturmuş ve bağımsızlıktan yana olanlara karşı
kullanılıyor, Maraş’ta, Çorum’da alevi inançlı insanlara saldırtılıyor. Türkçü olmak ırkçı saldırgan
olmaya dönüştürülmüş halde.
Bakıyoruz antiemperyalist birisi askeri yönetimden kaçıp batıda sığınmacı oluyor ve sonra Türkiye
karşıtı oluveriyor. O askeri yönetimi başımıza musallat eden batılı emperyalist ülkelerdi. Gidenlerin
içinde onlara tam teslim olanlar oldu, ülkelerine karşı demeçler verdirildiler. Diyemediler ki “Sizdiniz
bizi iç çatışmalara ve askeri yönetimlere sevk eden. Bu yolla kendi kucağınıza doğru sürükleyip
ağınıza/avucunuza düşürmek istediniz bizi. Ödüller veriyorsunuz bize şimdi size iyi hizmetimize
karşılık.” Diyemez, derse o ödülü alamaz. Bunlardan ülkemizde o kadar çok var ki örnekleri saymakla
bitmez. Rahmetli Kamuran İnan elde bir iki tane bizde yüzlerce demişti.
Sığınmacılığın tek şartı vardır, ülkende can güvenliğin yoksa kabul edilirsin. Bu andan itibaren
ülkenin aleyhine çalışmaya hazırsın demektir. Büyük bir direnç göstermen gerekir onların ekmeğine
yağ sürmemek için. ABD emperyalizmine karşı bir noktadan seni alıp ülkene karşı bir noktaya
taşıyıveriyorlar.
Bunu nasıl başarıyorlar dersiniz? “Bana kaç, sende demokrasi yok” tuzağı. Özetle; emperyalizmle
aynı yatağa girilmez, girersen ondan bir çocuk doğurursun! Ev ödeviniz: Kanada ve İngiltere “Aleviyim,
Kürt’üm can güvenliğim yok” diyenleri kabul ediyor, sizce neden? (İnanması zor, Azerbaycan’dan
gidenler için bile bu geçerli!) Her halde bu kadar örnek yeter. İnsanımız ne yazık ki başka Türkiye
olmadığını ne zaman öğrenecek. Kocatepe’den selamlar
İbrahim AYAN