DEVLET AKLI VAR MI?

Türkiye siyasetinin gündemini en çok meşgul eden konulardan biri de devlet aklıdır.

DEVLET AKLI VAR MI?

Türkiye siyasetinin gündemini en çok meşgul eden konulardan biri de devlet aklıdır. Aslında vatandaşın konusu bu değil ama siyasilerin konusu. Çünkü uzun süredir olanları devlet aklına bağlayıp işin içinde sıyrılmak istiyorlar.

Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan gelsin, Meclis’te konuşsun” önerisinin “devlet aklı”nın ürünü olduğu, “PKK enstrümanını ABD’nin elinden almak için” devletin böyle bir karar aldığına dair yorumlar yapılıyor!

Bir defa devletin geliştirdiği ortak bir akıl yoktur. Bazı kurumlarda politika üretilir ama bu politikalara devlet aklı demek mümkün değildir.

Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış, emekli Orgeneral İsmail Hakkı Pekin, yakın bir zamanda "Türkiye'de bir derin devlet vardır ama bu Amerikan derin devletinin uzantılarıdır. Millî bir derin devlet yoktur. Derin millet vardır. Türkiye'nin millî bir derin devleti olsaydı, 1970-1980 arasındaki olayları, 12 Eylül'ü ve diğer müdahaleleri ve 15 Temmuz'u yaşamazdık" demedi mi?

Millî bir devlet aklı olsaydı, Irak ve Suriye’nin parçalanmasına izin vermez, Kıbrıs’a müdahale sırasında Türkiye’ye petrol ve askerî teçhizat yardımı yapan Kaddafi’nin çapulcular tarafından öldürülmesine sebep olmazdı!

Millî bir devlet aklı olsaydı, bazı kurumların, PKK’yı ve FETÖ’yü kuruluş ve gelişme aşamalarında himaye etmesine sonra da ABD’nin kullanmasına yol vermezdi...

Gelelim son yapılanlara: CHP’ye yönelik belediye operasyonları, İBB Davası ve son olarak “mutlak butlan” kararı, 25 yıllık AKP iktidarının, neredeyse tüm anketlerde birinci parti olarak görülen CHP’yi bölüp, parçalayıp etkisizleştirme planının bir sonucudur. Dolayısıyla AKP’li yetkililerin “Bunlar CHP’nin iç sorunudur! Bizi ilgilendirmez!” söylemi koca bir aldatmacadır.

Peki ama Türkiye’de neler oluyor? Bütün bu olup bitenler, gerçekten bir “devlet aklının” eseri midir?

19 Mart 2025’ten beri devam eden CHP’ye yönelik operasyonlar, mühürsüz oyların geçerli sayıldığı 2017 Başkanlık Referandumu ile temellendirilen -iktidarın ve Amerikalı uzmanların söylemiyle- “Yeni Türkiye”yi resmileştirmeye yönelik planın bir parçasıdır. “Terörsüz Türkiye” adı verilen yeni açılım süreci ve gündemdeki Anayasa değişikliği de yine aynı planın parçalarıdır. Yani bugün birilerinin “devlet aklı” dediği akıl, üniter, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve 1946’dan bugüne iyi kötü işleyen Türkiye’nin demokratik düzenini hedef alan akıldır. Ancak bu akıl, “devlet aklı” değil, AKP hükümetinin aklıdır. Ayrıca, Osmanlı millet istemine dönün! Orta Doğu için en iyisi merhametli monarşi veya meşruti monarşidir!” diyen ABD’nin Türkiye Büyükelçisi T. Barrack’ın da aynı akılla hareket ettiği göz ardı edilmemelidir.

Devlet aklı denilen bu akıl tamamen yerli bir akıl da değildir; görülen o ki, bu akıl aynı zamanda okyanus ötesinden, ABD’den alınan bir akıldır.

Devlet, hükümetlerce yönetilir. Hükümetlerin başındakilerin aklını “devlet aklı” diye adlandırıp “kutsamak”, her şeyden önce devletin ve ulusun geleceğini tehlikeye atmak demektir. Çünkü hükümetlerin yaptığı her şey her zaman devletin ve ulusun yararına olmayabilir. Tarihimizden örnek verebiliriz.

1919’daki devlet aklı, “Aman! İngilizleri, Fransızları öfkelendirmeyelim! Barış konferansında büyük devletler kaderimizi belirlerken uysal olalım! Fazla sesimizi çıkarmayalım!” diyerek Anadolu’ya ve Doğu Trakya’ya nasihat heyetleri gönderen akıldı. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Sonuç olarak Türkiye’de devlet aklı yok. Devleti idare edenlerin aklının olduğu ortaya çıkıyor.

Kocatepe’den selamlar İbrahim Ayan

.