DİNAR’DA GELİŞİMİNİN İLK AYAĞI “DEMİRYOLU”

Dinar, çok eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen, Osmanlı döneminde bir türlü gelişememiştir.

MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN

Raif ÖZTÜRK

DİNAR’DA GELİŞİMİNİN İLK AYAĞI “DEMİRYOLU”

Dinar, çok eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen, Osmanlı döneminde bir türlü gelişememiştir. 1870’li yıllarda Nahiye olan Dinar 800 ile 1000 arası bir nüfusa sahiptir. On dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti artık sıkıntı yaşayan, başından belâlar eksilmeyen bir ülkedir. Buna rağmen Dinar Osmanlının bu son döneminde gelişmeye başlamış bir yerleşim yeridir. Bunun sebebi İzmir- Aydın Demiryolu hattının Dinar’a ulaşmasıdır.

Bir İngiliz şirketi olan Şirket-i Osmaniye’nin; Osmanlı Devletinden imtiyaz alarak başlattığı İzmir-Aydın demiryolu hattı 1889 yılında Dinar’a kadar uzanır. Avrupalı tüccarlar, Avrupa’nın işlenmiş maddelerini Anadolu içlerine kadar ulaştırabilmek ve Anadolu içlerinden hammaddeleri toplayarak İzmir limanından kolayca İngiltere’ye taşımak için demiryolu projesini düşünmüş ve gerçekleştirmişlerdir.

Demiryolu hattının Dinar’a ulaşması Dinar’ın kaderini değiştirir. Dinar’ın yüzyılın en önemli yeniliği olan demiryoluna kavuşması, hem ekonomik, hem sosyal, hem de fiziki bakımından değişimine ve gelişimine ivme kazandırır.

İlk değişim istasyonda görülür.. İstasyon binası ve hangarların yanı sıra, demiryolu şirketi yolcular için bir kahve, bir kantin, bir otel ve iki han da yaptırmıştır.1

Bir demiryolu seyahati sırasında 1892 yılında Dinar’a da uğrayan ünlü Alman seyyah J. Halbaver, Dinar İstasyonu’nu ve çevresinde gördüklerini şöyle anlatmaktadır: “Akşama doğru Dinar’a vardık, seyahatimizin son durağı; tren istasyonunun hemen yanında temiz bir otel var, demiryolları tarafından yaptırılmış; otelin işletmecisi Kokona Marigo, olgun yaşlarda Yunanlı bir kadın, bizi güler yüzle karşıladı, herkese bembeyaz cibinlikleri2 olan temiz birer yatak verildi.

Tren istasyonunun yakın çevresini tanımak için ufak bir gezinti yaptık; uzak yollardan gelen malların koyulduğu yüksek tavanlı hangarın önünde geniş bir alan var, burası yüzlerce deveye dinlenme yeri olarak hizmet veriyor, develer gruplar halinde orada burada yayılmış geviş getirip yorgunluklarını gidermekteydiler…”3

İstasyonun hizmet binalarının çevresi zaman içinde yeni binalarla fiziki bakımdan değişirken, bugünkü çarşı merkezine doğru yol çalışmaları o yıllarda başlamış, bugünkü istasyon caddesi o yıllarda şekillenmiştir.

Demiryolu işletmeciliğiyle Dinar’a gelen İngilizler, beraberinde Dinar ve yöresinin hububatını toplayan ve İzmir limanına aktaracak olan tüccarları da getirmişlerdir. İstasyon caddesinde Rum evleri diye bilinen altı bodrumlu tek katlı ve tek tip binalar işte İngilizlerin getirdiği bu gayrimüslimler için yapılmıştır.

Demiryolundan önce hiç bir gayrimüslim bulunmayan Dinar’da; demiryolun hizmete girmesinden sonra Gayrimüslim nüfus her yıl giderek artar. Nitekim 1914 yılı Karahisar-ı Sâhib Sancağı nüfus dökümü tablosunda Dinar’daki toplam Gayrimüslim sayısının 392 rakamına ulaştığı görülür.4

Demiryolu sebebi ile ilçeye gelen gayrimüslim tüccar ve demiryolu görevlilerinin varlığı sebebi ile istasyon civarında gazinoların bile açıldığı ve böylece Dinar’da hızlı bir değişimin başladığı görülür. Zaman içinde tüccarların yanı sıra zanaatkâr Ermeniler de gelirler ve Dinar’a yerleşirler. Bu gelen gayrimüslimler Dinar’ın ekonomisinin gelişmesinde de etkili olurlar. Kısacası fiziksel değişikliklere paralel olarak Dinar, ekonomik yönden de gelişmeye başlar.

Şimendifer istasyonunun yapıldığı yıllarda Dinar Kasabası’nın batı cephesinin son yapısı olan ve ilçede tek Osmanlı eseri olan Ulu Cami’den (17. yüzyıl) istasyona doğru gelişen yapılanma böylece başlamış ve zaman içinde şehir batıya doğru yayılmıştır.

İzmir - Aydın şimendifer hattının son istasyonu Dinar, Sandıklı-Akşehir- Burdur, Isparta ve Dinar havalesinin hububatlarının toplandığı, İzmir’e demiryolu vasıtası ile gönderilen bir yer olur. Böylece burada büyük bir ticari hareketlilik yaşanmaya başlar.

Dinar çevresinden toplanan hububat develerle Dinar İstasyonu’na getirilir. Rum ve Ermeni tüccarlar başta olmak üzere buradaki tüccarların girişimleriyle İzmir’e gönderilir. Avrupa ülkelerinden İzmir limanına gelen mamul, işlenmiş mallar aynı tüccarlar tarafından demiryolu ile Dinar istasyonuna getirilir ve istasyonun önündeki geniş ve boş arazide bekletilen yüzlerce develerle Dinar’ı çevreleyen il ve ilçelere taşınır.

Daha on, on beş yıl önce ekonomisi tamamen tarıma bağlı olan Dinar böylece ekonomik olarak hayal bile edemediği bir canlılığa kavuşur. Demiryolu gelmeden önce tek katlı evlerden oluşan Dinar’daki bu fiziki ve ekonomik değişim, gelişim kısa zamanda kendini sosyal hayatta da hissettirir. Dinar’da hanlar, oteller, kahveler, aş evleri yapılmaya başlar. Sosyal hayatta da önemli bir canlanma olur. Dinar’ın bilhassa Cami-i Kebir Mahallesi’nde önemli bir gelişim yaşanır. Böylece Dinar’ın önü açılmış olur..

Okurlarımızın yeni yılını kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.

Saygılarımla… 29. 12.2025

Raif ÖZTÜRK