Afyonkarahisar

"Kerkük'ün Kanayan Yarası Hâlâ Taze, Şehitlerimizin Hesabı Hâlâ Sorulmadı!"

Kadınanalar Kültür Derneği Başkanı Fatma Gülşen KOÇAK, yazılı basın açıklamasında:

"Kerkük'ün Kanayan Yarası Hâlâ Taze, Şehitlerimizin Hesabı Hâlâ Sorulmadı!"

Kadınanalar Kültür Derneği Başkanı Fatma Gülşen KOÇAK, yazılı basın açıklamasında:

Bundan tam 67 yıl önce, 14 Temmuz 1959 sabahı, ecdadımızın binlerce yıllık yurdu Kerkük'ün sokakları, hiçbir suçu olmayan Türkmen kardeşlerimizin kanıyla sulandı. Sadece Türk oldukları, sadece kimliklerini, dillerini ve kültürlerini yaşatma cesareti gösterdikleri için evlerinden sürüklenen; sokak ortasında kurşuna dizilen, ağaçlara asılan, tankların altında ezilen, cesetleri günlerce teşhir edilen yüzlerce Türkmen soydaşımızın acısı, aradan geçen onca yıla rağmen bir an olsun dinmemiştir.

Bu, sıradan bir tarihsel hadise değildir. Bu; planlı, sistematik ve etnik temizlik amacı taşıyan bir soykırım girişimidir. Bu; bir milletin hafızasına vurulmuş, kapanmayan bir yaradır. Bu; Türk dünyasının kanayan, sızlayan, unutulmayı reddeden vicdanıdır.

Dernek Başkanımız Fatma Gülşen Koçak'ın Açıklaması:

"Bugün Kerkük'te akıtılan her damla kan, bizim yüreğimize düşmüştür. 14 Temmuz 1959'da Kerkük sokaklarında katledilen her Türkmen anası, benim anamdır; her Türkmen evladı, benim evladımdır. Biz Kadınanalar olarak, tarihin karanlık sayfalarına gömülmek istenen bu katliamı asla unutmayacak, asla unutturmayacağız.

Kerkük, sadece bir şehir değildir; Kerkük, Türklüğün Ortadoğu'daki nöbetçi kalesidir. Fuzulî'nin dizelerinin, Nesimî'nin sesinin, Türkmen hoyratlarının yankılandığı bu kutlu topraklarda dökülen her damla kan, yalnızca Kerkük'ün değil; *Anadolu'nun, Turan'ın, tüm Türk dünyasının ortak acısıdır.

Katilleri unutmadık, unutmayacağız! Failleri, azmettiricileri ve o gün susan uluslararası vicdanı tarih önünde bir kez daha lanetliyoruz. Bir milletin çocuklarını, sadece dillerini konuştukları için katledenler; tarihin en karanlık sayfasına, en kirli mürekkeple yazılmıştır.

Bugün de Kerkük'te Türkmen milletvekillerinin evleri kurşunlanıyor, Türkmen halkı demografik baskı altında eritilmeye çalışılıyor, kimlikleri, toprakları ve gelecekleri gasp edilmek isteniyorsa; bilinsin ki 1959'un zihniyeti hâlâ diridir ve hâlâ tehdittir.

Biz Türk kadınları, Kadınanalar olarak sesleniyoruz: Kerkük yalnız değildir! Türkmen anasının döktüğü göz yaşı kurumadan, biz de rahat uyumayacağız. Uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler'i, İnsan Hakları örgütlerini ve tüm insanlık vicdanını göreve çağırıyoruz: Kerkük Katliamı bir insanlık suçudur ve soykırım olarak tanınmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletimizden, Kerkük Türkmenlerinin haklarının uluslararası platformlarda kararlılıkla savunulmasını, Irak merkezi hükümetinden ise Türkmenlerin can, mal ve kimlik güvenliğinin anayasal teminat altına alınmasını talep ediyoruz.

Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak! Kerkük Türk'tür, Türk kalacaktır!"

Taleplerimiz:

1. 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı'nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve uluslararası kuruluşlar tarafından resmî olarak "soykırım" kabul edilmesi.

2. Kerkük'te süregelen demografik değişiklik girişimlerinin durdurulması ve Türkmenlerin anayasal statüsünün güvence altına alınması.

3. Türkmen milletvekillerine, sivil toplum temsilcilerine ve halka yönelik son dönemdeki silahlı saldırıların faillerinin derhal yargı önüne çıkarılması.

4. 14 Temmuz'un, tüm Türk dünyasında "Kerkük Şehitlerini Anma Günü" olarak resmî takvimlere işlenmesi.

5. Eğitim müfredatlarımızda Kerkük Katliamı'nın gerçek yüzüyle yer alması ve genç nesillerin bu acı hafızayla yetiştirilmesi.

Ruhları Şad Olsun

Kerkük Türk'tür, Türk kalacaktır!