Afyonkarahisar

Mısırlıoğlu, “Türkiye Vitesten Çıkmış Kamyon Gibi Savruluyor"

İYİ Parti İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu’ndan Gündemi Sarsacak

Mısırlıoğlu, “Türkiye Vitesten Çıkmış Kamyon Gibi Savruluyor"

​İYİ Parti İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu’ndan Gündemi Sarsacak Afyonkarahisar Çıkarması: "Ülke Vitesten Çıkmış Kamyon Gibi Savruluyor, Afyon Kalesi Gibi Duracağız!"

​ İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, il başkanlığı binasında düzenlediği haftalık olağan basın toplantısında yerel ve ulusal gündeme dair çok sert, ayrıntılı ve zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Toplantı öncesi partiye katılan Avukat Tuğçe Çoban’a bizzat rozet takarak kutlayan Mısırlıoğlu; Kurban Bayramı gözlemlerinden ekonomik çöküşe, Afyonkarahisar Belediyesi meclisindeki "derebeylik" tartışmalarından Devlet Hastanesi’ndeki "hayali işlem" skandalına, tarımdaki çöküşten kişiye özel üniversite kadrolarına kadar hiçbir ayrıntıyı atlamadan adeta bir manifesto yayınladı.

​1. YENİ KATILIM VE MİLLİ ONUR ÇIKIŞI: AVUKAT TUĞÇE ÇOBAN İYİ PARTİ'DE

​Basın toplantısının hemen öncesinde, Afyonkarahisar Barosu avukatlarından Tuğçe Çoban’ın İYİ Parti ailesine katılım töreni gerçekleştirildi. İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Çoban’a İYİ Parti rozetini takarak kendisini tebrik etti ve "Aramıza hoş geldi" dedi.

​Rozet takdiminin ardından kürsüye çıkan Avukat Tuğçe Çoban, Türkiye'nin mevcut siyasi iklimine ve terörle mücadele hassasiyetlerine değinerek çok konuşulacak bir ilk konuşma yaptı:

​Av. Tuğçe Çoban: "Şehit Ruhlarının Sızlamaması İçin Son Kanımızın Damlasına Kadar Mücadele Edeceğiz"

​"Ekonomi telafi edilebilir belki, eğitim telafi edilebilir, hukuk çok da zor olsa telafi edilebilir belki... Ama sizlerden burada canını hiçe saymış, kendi hayatını yaşamamış ve bir hayatı olmasını kabul bile etmeden canını vermiş şehitlerimizin öncelikle sorumluluğunu taşıyan bizler, her türlü farklı görüşte olabiliriz ancak bu ülkenin o kadar hassas bir toplumunu oluşturan, gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimizin onuruyla mükellefiz. Bunu korumakla, onların çıkaramadığı ses olmakla yükümlüyüz. Bizi vatan yapan, millet yapan bu değerlerdir. Biz ekonomiyi düzeltebiliriz, bozarız ama eğer o şehit ailelerinin ya da o şehit ruhlarının kalbinde meydana gelen bir sızının telafisi mümkün değil.

​Şimdi haberleri açıyoruz 'Hadi bir bakalım ne olmuş' diye... Biz şu anda hukuken, bir hukukçu olarak söylemem gerekirse; bir hükümlüyü, kasten binlerce insanın, binlerce günahsız masumun canına girmiş insanları, bizim çok kutsal saydığımız bütün 90 milyonun sesinin olduğu meclise çağırabilme haddini kendimizde nasıl görebiliriz? Buraya geldiyse bu iş, o şehit ailelerinin bize emaneti olan kalplerinde açılan yaranın, o sessiz hıçkırıklarının, ağlama nedeninin hesabını kim verecek?

​'Terör bitti' deniyor; terör tabii ki bitsin, bunu kimse istemez, canlarımız yok yere gitmesin, aileler evlatsız kalmasın. Ancak çocuğumuzu katletmiş, kardeşimizi, anamızı katletmiş birisini hapishaneden çıkarıp 'Senin de gönlün hoş olsun, aramız şöyle olsun' diyebilir miyiz? Kendi sosyal medya hesaplarından, kendi özlerinden bu durum normalmiş gibi bir şeyleri, algıları saptırmaya çalışmasınlar. Çünkü çalışılamaz! Bazı şeyler değişmez; Onur değişmez!

​Biz de bir gün 1 metrelik yere gireceğiz. Şu anda kefensiz yatanların, ruhlarının konuşması olarak kendimizde bunu hak görüyoruz. Bizler 1 metrelik yere gireceğiz ya da giremeyeceğiz, belki nasip olmayacak ama biz bu ülkenin onurunu bize emanet bildik. Öncelikle şehitlerimizin, kefensiz yatanlarımızın ruhlarının ve ailelerinin zerre kadar kalplerinin sızlamaması için gerekirse son kanımızın damlasını veresiye kadar gerek fiilen gerekse ruhen mücadele ederek bu onuru sürdürmemiz gerekiyor. Bu sebeple artık 'Açayım da siyasette ne olmuş' demekten çok daha öteye gidilmesi gerekiyor. Şu anda topla, taşla belki bir savaş yok ama ruhlarımızda çok büyük bir savaş var. Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor. Doğru bildiğini söylemeye, köşesine çekilip 'Ama ne olursa olsun' demeyen insanlara ihtiyacımız var. Bu sebeple duruşunu ve yol haritasını çok takdir ettiğim, şu ana kadar Allah utandırmasın, İYİ Parti bünyesinde, hiçbir siyasi planı olmayan bir insan olarak kendimi bir vatandaş konumuyla, o şehitlerin bir kardeşi, bir çocuğu olma hissiyatıyla bu aileye katılmaya karar verdim."

​2. "TÜRKİYE VİTESTEN ÇIKMIŞ KAMYON GİBİ SAVRULUYOR"

​Avukat Tuğçe Çoban’ın konuşmasının ardından sözü alan İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, geçen Kurban Bayramı boyunca Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Av. Hakan Şeref Olgun ile birlikte gerçekleştirdikleri teşkilat ve ilçe ziyaretlerini değerlendirdi. Halkın siyasetçilerin yakasına yapışarak çığlık attığını belirten Mısırlıoğlu, genel siyaseti şu sözlerle eleştirdi:

​Vatandaşın Çığlığı: "Gittiğimiz her ilçede, kahvehanede, dost ziyaretinde vatandaşlarımızla hasbihal ettik. Türkiye'nin gündemiyle ilgili her nokta çığlık atar derecesinde. Herkes çok büyük bir rahatsızlık içinde, yakaladığı siyasetçiye derdini, meramını anlatmaya çalışıyor. En başında siyasi huzursuzluk ve karamsarlık geliyor. Toplumda 'Acaba bir daha sandık önümüze gelmeyecek mi?' düşüncesi hakim."

​İftira Siyaseti: "İYİ Parti 25 Ekim 2017'de tam da bu günler için kurulmuş, Türk milletinin ihtiyacından doğmuş bir partidir. Maalesef kurulduğumuz günden bu yana üzerimize atılan, yapıştırılmaya çalışılan iftiralara, çamurlara karşı sürekli savunma pozisyonuna düşürüldük. 9 yılda 4 önemli seçim atlattık (iki genel, iki yerel). Bu iftiralar, ülkeyi tek başına yöneten AK Parti tarafından atıldı. Ben adama sormazlar mı; yetki sahibisin, iktidarsın, eğer bizim kurumsal yapımızın terör örgütleriyle bir iltisakı varsa gereğini yapsana? Ama hayır, algı yönetimiyle İYİ Parti’yi seçimlerde savunma yapmaya zorlayıp Türk milletinin gerçek gündemini ve sıkıntılarını konuşmaktan kaçtılar."

​33 Milyon İcralık Vatandaş: "Bayramda asıl ne konuşuldu biliyor musunuz kıymetli basın mensupları? 86 milyonluk nüfusta tam 33 milyon insanımız icralık durumda! Türkiye vitesten çıkmış, vitesi boşa atılmış bir kamyon gibi kendi başına savrula savrula uçuruma gidiyor. Kaptan köşkünde oturanlar ise sadece kendi koltuklarının derdinde."

​Açlık Sınırı Altında Yaşam: "Senin çocuğun atanamamış, 50 yıllık birikimini batırmışsın, icra gelmiş her şeyini bloke etmiş, hayatın sönmüş; yukarısı 'Önümüzdeki seçimi nasıl kazanırız' derdinde. Buğday tanelerini ezer gibi, taş ocağındaki mucur makinesinin taşları un ufak ettiği gibi insanımızı eritiyorlar. Kimsenin derdi 86 milyon değil; hepsinin derdi koltuk, istikbal ve ikbal olmuş. Vatandaş kurban kesemedi bu bayram! Yakama yapışıyorlar, 'Kurban kesemedim başkanım' diyorlar. Açlık sınırının 38 bin lira olduğu ülkede, en düşük emekli maaşı alan kardeşim '20 bin lira alıyorum, açlıktan öldüm' diyor."

​Ahlaki Çöküş: "Yüzde 99'u Müslüman olan bu ülkede artık toplum öyle bir hale gelmiş ki, dindar diye bilinen insanlardan kaçanlar var. 'Allah' ile kandırdığını düşünenler adaleti ve insan hakkını ayaklar altına alıyor. 'Bana bir şey olmuyor' diyerek daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar. Ama bir şeyin farkında değiller; gün gelir devran döner, bu hesaplar sizden mahşere kalmadan sorulur. Mazlumun ahı çıkar aheste aheste. Burunlarından fitil fitil getireceğiz. Korkmuyoruz, elinden geleni arkasına koymasınlar!"

​3. YEREL YÖNETİM UYARISI: "BELEDİYE MECLİSİNDE DEREBEYLİK Mİ KURDUNUZ?"

​Afyonkarahisar Belediye Meclis toplantısında yaşanan gerginlikleri ve tartışmaları basın mensuplarının canlı yayınlarından takip ettiğini belirten Başkan Mısırlıoğlu, meclis üyelerine adeta ayar verdi:

​"Baktım ne oluyor, bizim belediye ne yapıyor diye... Afyonkarahisar Belediyesi kadim bir şehrin; Türkiye'nin kuruluşu ve kurtuluşunun yapıldığı toprakların belediyesidir. Orada derebeylik kol geziyor! Aklınızı başınıza alın. Afyonkarahisarlı size hizmet edesiniz diye oy verdi, yetkilendirdi. Türkiye'nin siyasi gerilimi zaten yeterince var, bir de ilimizde böyle bir gerilim yaratmak bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüktür. Meclisteki herkes, her siyasi partinin temsilcisi, kendisine oy veren topluma saygısından dolayı gülüşünü de konuşmasını da kontrollü ve düşünerek yapmak zorunda.

​Seçim bitmiştir, belediye başkanı başka partiye geçmiş olabilir, olay artık kapanmıştır. Şimdi hizmet vaktidir. Siz oraya mahalledeki çocuklar gibi 'Benim topumu kaptın, benim tüfeğimi aldın' kavgası yapmaya mı gittiniz? Koskoca adamlarsınız, bu görüntüleri Afyonkarahisar Belediye Meclis üyesi arkadaşlara yakıştıramadım. Kim olursa olsun akıllı olacaklar. Kendi isteğinizle hizmet etmek için aday oldunuz. Bir vatandaşın veya birinin çıkıp meclis üyesine tehditvari konuşması, küfretmesi, hakaret etmesi kabul edilemez! Meclis toplantılarında bu tür saçma sapan şeylere müdahale edecek kişileri barındırmamak lazım. Belediye meclisi, Afyonkarahisar’a yapılacak bütün hizmetlere el birliğiyle, oy birliğiyle destek vermelidir."

​4. DEVLET HASTANESİ'NDE "HAYALİ İŞLEM" VE VURGUN İDDİALARI

​Başkan Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde yaşandığı öne sürülen ve kamuoyunu derinden sarsacak yolsuzluk iddialarını gündeme taşıdı:

​Gerçek dışı Performans Puanı İddiası: "Bize ulaşan bilgilere göre, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde görev yapan iki doktor ile bir personel arasında çok ciddi olaylar yaşanıyor. Hastalara gerçekte uygulanmayan bazı tıbbi işlemlerin yapılmış gibi sisteme işlendiği; bu yolla performans puanı yükseltilerek haksız ek ödeme (kamu zararı/vurgun) elde edilmeye çalışıldığı ileri sürülüyor."

​İhbarcı Personele Baskı: "Söz konusu durumu fark eden bir personelin, bu iddiaları hastane yönetiminin bilgisine sunduğu, ancak daha sonra bu ilgili personel hakkında 'hakaret' suçlamasıyla yasal süreç başlatıldığı iddia ediliyor. Olay şu an adli mercilere taşınmış durumda."

​Şeffaflık Çağrısı: "Konu yargıda olduğu için masumiyet karinesi gereği isim açıklamıyor, kurumları peşinen suçlamıyoruz. Ancak eğer iddialar doğruysa bu kamu kaynaklarının kullanımı ve vatandaşın devlete güveni açısından felakettir. İddialar asılsızsa da haksız yere suçlanan kişilerin itibarı korunmalıdır. Yetkililere çağrımız nettir: Olay bütün yönleriyle araştırılmalı, idari ve adli süreç şeffaf yürütülmeli, ihbarda bulunan personelin hakları korunmalı ve kamuoyuna net bir açıklama yapılmalıdır. Afyonkarahisar kamuoyu şu sorunun cevabını bekliyor: Ortaya atılan iddialar doğru mu, değil mi? İYİ Parti olarak olayın takipçisiyiz."

​"Yırtık Türk Bayrağı" Sitemi

​Sabah saatlerinde İYİ Parti WhatsApp ihbar hattına gelen bir fotoğrafı da basınla paylaşan Mısırlıoğlu, Devlet Hastanesi bahçe duvarında asılı duran yırtılmış Türk bayrağını eleştirdi:

"İhbar gelir gelmez araştırdık. Hastane yetkililerinin bilgisi dışında, oradaki dolmuş durağı civarında birileri tarafından asılmış sanırım. Biz araştırınca hastane yetkilileri hemen bayrağı kaldırmışlar. Bu bayrak uğruna binlerce can feda edilen Türk bayrağıdır. Gördüğümüzde başımızın üstüne koyduğumuz milli hassasiyetimizdir. Afyonkarahisar gibi Büyük Taarruz’un başladığı bir yerde bu kadar duyarsız olunamaz. Oradan her gün öğretmen, savcı, kaymakam, polis, mühendis geçiyor. Tamam, hastane yetkililerinin doğrudan kusuru olmayabilir ama 'Sizin duvarınız kardeşim, neden müdahale etmiyorsunuz' diye sitemimizi iletiyoruz. Kimse her bulduğu yere bayrak asıp 'Bu işi kurtardık' rahatlığına kapılmasın."

​5. AK PARTİ KADIN KOLLARI BAŞKANI’NA SERT ELEŞTİRİ: "TÜKENMİŞLİĞİN FOTOĞRAFI"

​AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Hülya Kalaycı’nın sosyal medyadaki yardım paylaşımlarını masaya yatıran Mısırlıoğlu, yapılan işi sert sözlerle eleştirdi:

​"Adalet ve Kalkınma Partisi Kadın Kolları İl Başkanı Sayın Hülya Kalaycı hanımefendi bayramda bir iş yapmış. Kendisini çocuklara bayramlık aldığı için tebrik ediyorum ama hanımefendi o bayramlık dağıttığı ihtiyaç sahibi çocukların yüzlerini açık açık sosyal medyada paylaşmış! 25 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz, insanları muhtaç hale getirmişsiniz, bir de bunun üzerinden siyasi devşirmeye kalkışıyorsunuz.

​'Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek' diyen bir Peygamberin ümmetiyiz biz. Çocukların yüzünü kapatmadan, kendileri de yanlarında manken gibi poz vererek güya hayır yapıyorlar. İhtiyaçlı hale düşürdüğünüz hemşerilerimizin çocukları üzerinden siyasi rant üretmeye çalışıyorsunuz. Bu paylaşım, toplumun nasıl bir kuru ekmeğe muhtaç edildiğinin açık göstergesidir; çürümüşlüğün ve tükenmişliğin resmidir! Hülya Hanım, lütfen o resimleri sosyal medya hesaplarınızdan kaldırın. Unutmayın, yarın sizin de durumunuz muhtaç hale gelebilir, sizin de çocuğunuza bir başkası bayramlık getirebilir. Bunu yakıştıramadığımı ifade ediyor, inşallah düzelirler diyorum."

​6. "CEZAEVİ YAPMAYI MÜJDE DİYE ANLATAN MİLLETVEKİLİ UTANMALI"

​AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın kentteki cezaevi projesini "müjde" olarak duyurmasına sert tepki gösteren Mısırlıoğlu şunları söyledi:

​"Bakın bu resmin üstüne söylüyorum... 3 dönemdir, yani 12-13 yıldır milletvekili olan bir isim, çıkmış 'Afyonkarahisar’a Türkiye’nin en büyük cezaevlerinden birini, 110 bin kapasiteli açık ve kapalı cezaevi yapıyoruz' diye müjde veriyor! Hele hele 25 yıllık bir iktidarın milletvekili bundan utanacağı yerde müjde diye paylaşıyor. Neymiş, açık cezaevindeki kader mahkumları ahırlarda, bahçelerde üretim yapıp bütçelerine kaynak sağlayacakmış. Yahu bugüne kadar bu şehre bir fabrika müjdesi veremediniz, istihdam alanı açamadınız, Türk milletinin evlatlarını asgari ücrete köle ettiniz; şimdi mahkumlar üzerinden mi övünüyorsunuz? Siz insanların cezaevine düşecek pozisyonlarını ortadan kaldırın; çoluk çocuğundan ayrı kalmadan, başına bela almadan alın teriyle kazanacağı bir Türkiye’yi niye müjdelemiyorsunuz? Eskiden okul, hastane, fabrika müjdelenirdi; şimdi cezaevi... Türk milletine bunu reva gören bu partinin adı net olarak 'Aldatma ve Kandırma Partisi'dir (AKP)."

​7. AKÜ’DE KİŞİYE ÖZEL KADRO VE İL ÖZEL İDARESİ'NDE TORPİL İDDİALARI

​Mısırlıoğlu, Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş’a seslenerek rekreasyon ve beden eğitimi bölümündeki akademik ilan şartlarındaki usulsüzlük iddialarını dile getirdi:

​"AKÜ’de personel ilanı açılmış. Şartlara bakıyorsunuz: 'Rekreasyon ve beden eğitimi spor alanlarında doktora yapmış olmak, sporda inanç verici süreçler ile kinematik takip sistemlerinde geçerlilik ve güvenilirlik konularında çalışmalar yapmış olmak...' Yahu buraya bir isim yazmamışlar sadece! O kişi oraya atandığı gün size tasdiknameyi yayınlayacağım çünkü bugün bunu notere tasdik ettirdik. Tek bir kişiye göre müracaat formülü uydurulmuş. Sayın Karataş (Karakaş), ben senin devlet adamlığını her platformda takdir eden bir kardeşinim ama bu ilan maddesiyle Allah aşkına kime kıyak çekiyorsun? O kadronun kime, kimin çocuğuna çekildiğini çok iyi biliyorum. Bu sana yakışmadı, senin kalıbına uymadı!

​Aynı şekilde İl Özel İdaresi personel alımları... Basından hatırlarsınız, mülakatlar iptal edildi, sonra arkadan 8 kişi ilave edildi. Bir AK Parti belediye başkanının yakını veya birilerinin çocukları alındı. Yahu oraya 2 bin-2 bin 500 insan ekmek için müracaat etti. O insanların ekmeğiyle oynamayın, o insanların vebali Zekeriya Ferahlatan sülalesine yeter! Bir de çok Müslüman geçinirsiniz. Rahmetli Erbakan Hocamızın bir sözü vardı; 'Okulun arka bahçesinden kaçanlar' derdi. Bunlar okulun ön bahçesinden mi arka bahçesinden mi girdi bilmem ama bu kötülüğü Türk devletine ve milletine yapmazlardı eğer o okulun bahçesinden içeri girmiş olsalardı."

​8. TARIM VE HAYVANCILIKTA ÇÖKÜŞ: "KÖYLÜ ÖLÜME TERK EDİLDİ"

​Açıklanan yeni dönem buğday ve arpa taban fiyatlarını "köylünün ölüm fermanı" olarak nitelendiren Mısırlıoğlu, üreticinin alım gücünü matematiksel verilerle gözler önüne serdi:

​Üreticinin Mazot Karşısındaki Alım Gücü Tablosu

​Desteksiz (Yalın Haliyle): Üretici 1 litre mazot alabilmek için 4 kilo buğday veya 5,2 kilo arpa satmak zorunda.

​Destekler Dahil Edildiğinde Bile: Yük ortadan kalkmıyor; 1 litre mazot için 3,4 kilo buğday ya da 4,2 kilo arpa feda ediliyor.

​100 Litre Mazotun Bedeli: Çiftçinin tarlasında 402 kilo buğday veya 520 kilo arpa üretip satması gerekiyor ki sadece 100 litre mazot alabilsin.

​"Açıklanan fiyatlar kağıt üzerinde artmış görünse de mazot, gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri karşısında erimiştir. Bir kilo buğdayı bir bardak çay parasına eşitlediler. Gözünüz aydın, bir kilo buğdayımız artık bir zafer! Rahmetli Süleyman Demirel vardı, 'baba' lakabı ona boşuna verilmemişti, gerçekten köylünün, hayvancının halinden anlardı. 6 defa gidip 7 defa gelen o büyük liderin bir kamyon üstünde köylüye nasıl hitap ettiğini bugün gibi hatırlarım, fotoğrafını da gösteririm size.

​Bu mantıkla köylü ölüme terk edilmiştir. Köylü üretemezse şehirde yaşayanların karnının doyması mümkün değil. Bayramda Konya yolunda patates üreticilerimizi durdurup sordum. Patatesi, belirlenen taban fiyatının iki katı maliyetle üretip yarısı fiyatına satamıyorlar, patates tarlada sökülmeden kalmış. 'Nasıl yaşarsan yaşa, kalan sağlar bizimdir' mantığıyla tarım politikası yürütülüyor. Buradan cezaevi müjdesi veren iktidar vekillerine sesleniyorum: Reklamı bırakın, üretimi destekleyin!"

​Tarımsal Sulamada "Abonelik" Kısırdöngüsü ve İcra Tehdidi

​"Afyonkarahisar’da tarımsal sulamada elektrik fiyatları ocak söndürüyor. Çiftçi elektrik faturasını ödeyemediği için icra gelmesin diye bir çözüm bulmuş: Tarladaki sulama motorunun panosunu, evdeki diğer aile bireylerinin üzerine sırayla abone yapıyorlar. Bu yıl babanın üstüne, ödenmiyor; haftaya faturayı ödememek için çocuğun üstüne yeni abonelik, öbür yıl annenin, sonra gelinin... Evde 6 kişi var. 7. yıla gelip başa döndüklerinde, ilk yıl ödenmeyen 500 bin liralık fatura faizlerle 5 milyon lira oluyor! Büyük bir çıkmazın içinde aileler kaçıyor, icralar havada uçuşuyor. Böyle bir tarımsal sulama sistemi olamaz. Çiftçinin cüzdanı acilen rahatlatılmalı, banka kredi borçları faizsiz olarak ertelenmeli, taban fiyat ve alım garantisi kesinlikle önceden verilmelidir. Çiftçi tarlaya girmeden ne kazanacağını bilmelidir, salla parti devlet yönetilmez!"

​9. "SABRIMIZ DA HAZIRLIĞIMIZ DA TAM, SANDIĞI BEKLİYORUZ"

​Konuşmasının sonunda atalar sözüyle iktidara yüklenen Muhammet Mısırlıoğlu, İYİ Parti olarak seçime her an hazır olduklarını ilan etti:

​"Biz burada İYİ Parti olarak tüm insanlarımızın sorunlarını dile getirmeye çalışıyoruz ama 'Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az' demiş atalarımız. Bu AKP'lilere gümrükte yapsak, davul zurna da vursan anlamayacaklar, anlamıyorlar da! Milletimiz sandıkta bunlara gereken dersi en güzel şekilde anlatacak. İnşallah sandık ne zaman gelirse gelsin, İYİ Parti teşkilatları olarak dimdik ayaktayız ve hazırız.

​Ülkemiz çok zor bir süreçten geçiyor. El birliğiyle, az önce aramıza katılan Tuğçe kardeşimizin de ifade ettiği o temiz duygu ve düşüncelerle bu süreci aşacağız. Vatanını, milletini, devletini ve bayrağını seven; Cumhuriyetle problemi olmayan, İstiklal Marşımızla problemi olmayan, Mustafa Kemal Atatürk ile problemi olmayan; ülkemizin Misak-ı Milli sınırları ve Lozan Antlaşması ile belirlenen sınırlarıyla problemi olmayan, 'İyi bir yurttaş, iyi bir Türkiye, güçlü bir devlet istiyorum' diyen herkese kapımız sonuna kadar açıktır. Bizimle yol yürüyecek bütün arkadaşlarımıza, kardeşlerimize Afyon Kalesi gibi sahip çıkmaya hazırız!" dedi.