ÜNİVERSİTELERE BİR BAKIŞ
Ülkenin bilimsel kurumlarını incelerken tarihe de bakıp, Osmanlı ve Türkiye’nin; ekonomik,
sosyo-politik, askeri/sivil yapısı, eğitim kurumları, sosyo-ekonomik yapısı, üretim yapısı, diğer
devletler ile olan ilişkisi, kültürel yapısı, dini kurumları gibi çok karmaşık devlet/sivil kurumlarının
örgütlenmesinin ve yapısının da çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Osmanlı’da bilimin/felsefenin/rasyonalizmin dışlanması ve dinsel dogmaların hakim olmasının nasıl
koskoca imparatorluğun, çok hızlı bir şekilde yok olma sürecine girdiğini anlatabilmek amacıyla İkinci
Viyana bozgunundan sonra ki döneme iyi bakmak gerekiyor.
İkinci Viyana Kuşatmasındaki başarısızlığı/yenilgisinden cesaret alan Avrupa devletleri,
Papalığın yönlendirmesiyle Kutsal İttifak adı altında birleşerek Osmanlı’nın egemenliği altındaki
Macaristan, Ukrayna ve Dalmaçya bölgesinde hakimiyet kurmuşlardır. Osmanlı’nın Balkanlar’daki
hakimiyeti de tehlikeye girmiştir.
Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşlarındaki yıkım ve gerileme durdurulamayıp Karlofça
Antlaşmasından hemen bir yıl sonra, Çarlık Rusya’sının 1770 yılında Osmanlı Donanmasına
yaptığı Çeşme Limanı Baskını, denizcilik ve eğitim tarihi açısından bir yüzkarasıdır çünkü
Kaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa, Rusların Baltık Denizinden Akdeniz’e ve Çeşme Limanına
gelebileceğini bilmeyecek kadar coğrafya bilgisinden yoksundu; açıkçası o zamanlar Osmanlı ne
coğrafya bilgisine ne de denizcilik eğitimi verecek okullara sahipti. Buna karşılık, bu donanma
baskınını yapan Çarlık Rusya’sında o zaman yedi adet denizcilik okulu mevcuttu.
Osmanlı’nın art arda gelen yıkımlarda başka bir kritik gelişme ise, Navarin baskınıdır; 20
Ekim 1827 tarihinde, Fransa-İngiltere- Rusya müttefik filolarının, Navarin’deki Osmanlı-Mısır
donanmasına baskınıdır. Avrupa’nın egemen güçleri haline gelen bu devletler, Osmanlı’yı
bölüp, parçalayıp, yıkmak için her yola başvurmuşlardır.
Navarin baskını sonucunda, kabaca 400 yıl kadar Osmanlı egemenliğinde kalan
Yunanistan’ın bağımsız bir devlet olarak 1830 yılında bağımsızlığını kazanmasıdır. Bu baskın
saldırısı sonucu 3’ü kalyon, 57 Osmanlı gemisi batırıldı ve 6000 denizci kayboldu.
Emekli Amiral Cem Gündüz’ün belirttiği gibi, Osmanlının bilgisizliği, bilimi dışlaması,
tecrübesizliği ve öngörüsüzlüğü baskını davetiye çıkarmıştır; Navarin baskını sırasında donanmanın
başında eğitimsiz amiraller vardı.
Osmanlı’nın denizlerdeki hakimiyetinin yok olma sürecinde açıkça görüldüğü gibi, bir ülkenin
varlığını devam ettirebilmesi, denizlerdeki hakimiyetiyle yakından ilişkilidir. Bu nedenledir ki,
emperyal güçlerin maşası olan FETÖ tarikatı müritleri, üniversitelerdeki yıkım saldırılarıyla
birlikte, en büyük yıkımını/düşmanlıklarını Deniz Kuvvetlerinin yetişmiş insan gücü beynini yok etme
ve felç etme üzerine kurgulamışlardır, Atlantik ötesinden aldıkları emirlerle, böylece Ege
Denizinde ve Doğu Akdeniz’de ülkenin yaşamsal çıkarları tehlikeye girmiştir.
. Osmanlının son 150 yılında görüldüğü gibi, düşman bir ülkeye; sosyolojik, tarihsel,
dinsel, en zayıf/en hassas halkası olan ırk/soy/mezhep/tarikat gibi “kutsal” değerleri
kullanarak çökertmişlerdir, aydınlanmadan/rasyonalizmden geçmemiş, uluslaşamamış, ulus
bilinci olmayan ülkeleri… Özellikle, egemen devletlerin müdahalesi ve askeri darbeler
nedeniyle, son kırk yıldır Türkiye’de yaşanan bu kaos/kafa karışıklığı, insanların kolaylıkla tarikatların
kontrolüne geçmesi; aydınlanmadan/rasyonalizmden/pozitif bilimlerden geçememiş, yoksul
bırakılmış, gelir dağılımı bozulmuş, devletin sosyal devlet olma özelliğini tümden kaybetmiş,
cahil bırakılmış/irrasyonel toplumlar, insanlar nedeniyledir…
Bu tarihi hatırlatmalardan sonra gelelim bu güne: Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)
yerleştirme sonuçları açıklandı. Sonuçların ardından ÖSYM ayrıca tercih ve yerleştirmelere
ilişkin verileri de paylaştı.
Toplam 676 bin 999 kontenjanın 613 bin 966’sına yerleştirme yapıldı. Devlet
üniversitelerinde örgün yükseköğretim programlarına tahsis edilen 481 bin 684 genel
kontenjanın 479 bin 392’si doldu. Özel üniversitelerinde ise 176 bin 80 kontenjanın 35 bin
706’sı boş kaldı. Bunun 21 bin 811’i lisans, 13 bin 895’i ise önlisans programlarından oluştu.
Yerleşen toplam 730 bin 854 öğrencinin profili geldi. Buna göre yerleşen öğrencilerin
sadece 218 bin 441’i son sınıf öğrencisi oldu. Kalan 543 bin 887’si ise önceki yıllarda sınava
girmiş kişilerden oluştu. 766 bin 971 son sınıf öğrencisinin sadece 350 bin 354’ü tercih yaptı.
Ayrıntıya girmeden belirtelim ki bir çok üniversitede yazılım mühendisliği, sosyoloji,
Çevre mühendisliği, Felsefe gurubu, Bilgisayar mühendisliği İngilizce, Mekatronik
Mühendisliği, Diş hekimliği, Lojistik yönetimi kontenjanları boş kaldı.(ÖSYM sayfasından
fakülteleri öğrenmek mümkün)
Bu sene aynı bölümlerde bile devasa puan farkları çıktı. ODTÜ Psikoloji Bölümü’ne en
üst sıradan giren kişi 545 puan aldı. Arel Üniversitesi’ne son sıradan giren kişi ise 149 puan
aldı. Aradaki puan farkı tam 396 oldu.(diğerlerini yazmayalım.
ÖSYM’nin verilerine göre imam hatip lisesi mezunu öğrencilerden tercih yapan sayısı
kayıtlara 120 bin 441 olarak geçti. Yerleştirmeye başvuran toplam 162 bin 716 imam hatip
lisesi öğrencisinden yalnızca 34 bin 834’ü lisans bölümlerine girebildi. İmam hatiplilerin lisans
bölümüne yerleşme oranı yüzde 28 olarak raporlara yansıdı.
Fen lisesi mezunu öğrencilerden 37 bin 898’i YKS yerleştirmelerine başvurdu. Başvuranların
28 bin 387’i, üniversitelerin lisans bölümüne girmeye hak kazandı. . Fen liselilerin lisans
bölümüne yerleşme oranı yüzde 75 olarak hesaplandı. Sosyal bilimler liselerinde lisans
bölümlerine yerleşme sayısı yüzde 66,6 olurken Anadolu liselerinde ise bu oran yüzde 33,2
oldu.
Milli Eğitim Bakanlığının olanca gayretine rağmen İmam- hatip liseleri istenilen başarıyı
sağlayamadığı ortada. Geleceğimiz için eğitim sistemi ve üniversiteler, 21. Yüzyıldaki anlayışa uygun
olarak gecikmeden yeniden yapılandırılmazsa, bilim/felsefe/pozitif bilimler hakim duruma
getirilmezse, ülkedeki kriz/kaos daha da derinleşerek artacaktır, içinden çıkılmaz duruma dönüşecek
ve kaçınılmaz olarak geri dönülemeyecek derecede felç olup her şey çökecektir.
Kocatepe’den Selamlar
İbrahim AYAN