Afyonkarahisar

Vali Yiğitbaşı'nın Büyük Taarruz'un 103. Yılı Mesajı

Büyük Taarruz yürüyüşünün 103. Yıldönümünü saygı minnet ve coşkuyla idrak ediyoruz.

Vali Yiğitbaşı'nın Büyük Taarruz'un 103. Yılı Mesajı

Büyük Taarruz yürüyüşünün 103. Yıldönümünü saygı minnet ve coşkuyla idrak ediyoruz.

25 Ağustos 1922 tarihi, Türk milletinin kendisine biçilmeye çalışılan kefeni paramparça ederek bağımsızlık ve özgürlük meşalesini yeniden yaktığı, tarihi bir zaferin başlangıç noktasıdır.

Bu tarih, Büyük Taarruz’un arifesi olarak, Afyonkarahisar’ın ve Kocatepe’nin stratejik rolüyle ebediyen unutulmayacak bir şekilde hafızalara kazınmıştır.

Bildiğiniz gibi bu tarih sadece Büyük Taarruzun değil, tarihi değiştiren bir başka önemli zaferin de arifesidir. Bugün, Anadolu’nun kapılarını bizlere açan büyük sultan Alparslan’ın, arkasında kahraman ordusuyla Malazgirt’e yürüdüğü gündür.

Bu tarih, açılmaz denilen kapıların açılışının, aşılmaz denilen sarp engellerin aşılışının, yenilmez denilen orduların Allah’ın yardımıyla yenilişinin, mazlumun zalime, hilalin haça galip gelişinin ve yepyeni bir devletin kuruluşunun da arifesidir

Şuhut, o karanlık gecede Batı Cephesi Karargâhı’nın merkezi olmuş, Gazi Mustafa Kemal’in son hazırlıkları yaptığı, bugün Atatürk Evi olarak bilinen konak, zaferin stratejik üssü haline gelmiştir. Gece yarısı Şuhut’tan Kocatepe’ye uzanan Zafer Yolu, ordumuzun gizli intikal rotası olarak, düşmanı şaşkına çeviren taarruzun başlangıç noktasını teşkil etmiştir.

Bu topraklar, Büyük Taarruz’un en kritik çarpışmalarına ev sahipliği yapmış, her karışı kanla yoğrulmuş, kahramanlık efsaneleriyle bezeli, binlerce yıllık şanlı tarihimizde çok özel bir yeri olan mekanlardır.

Bu topraklarda yükselen mücadele ruhu, bağımsızlığımızın kapılarını ardına kadar açmış, milletimizin sarsılmaz iradesini tüm cihana haykırmıştır. Göğüslerini siper eden yiğit askerlerimiz, fedakâr kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz; vatan için canlarını hiçe sayarak, ölümsüz bir destan yazmıştır. Onların bu fedakârlığı, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda gelecek nesillere ilham kaynağı olan bir destandır.

25 Ağustos 1922’de, Şuhut’tan Kocatepe’ye geçişle başlayan bu hazırlıklar, ertesi gün Kocatepe’den yükselen top atışlarıyla taarruzu başlatmış, Yunan hatlarını paramparça etmiştir.

Ezanı, bayrağı, vatanı ve namusu uğruna her şeyini feda eden aziz milletimiz, bu zorlu savaşta yalnızca düşmanı bozguna uğratmakla kalmamış; aynı zamanda genç Cumhuriyetimizin de temellerini atmıştır.

Kocatepe’den başlayan taarruzun yankıları, bugün bile ruhlarımızı titreterek bizlere umut ve cesaret aşılamakta, kahramanlarımızın göz kamaştıran azmi gözlerimizin önünde canlanmaktadır. O günlerde yaşanan her bir an, işitilen her bir kurşun sesi, her bir bayrak dalgalanışı; milletimizin bağımsızlık aşkını simgeleyen birer abide haline gelmiştir.

Bu zafer, sadece askeri bir başarı değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve manevi bir dirilişin de müjdecisidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın o muhteşem ifadeleriyle: “Makûs talihimizi yenerek kendimize yeni bir gelecek inşa ettiğimiz tarihî ve önemli bir dönüm noktası olan Büyük Taarruz” eşsiz bir azim ve cesaret timsali, Kocatepe ise canlı bir zafer abidesidir.

Yedi düvele karşı verdiğimiz kurtuluş mücadelesinde, Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde, Yüzbaşı Agah Efendi’den Gördesli Makbule’ye, Yürük Ali’den Halime Çavuş’a, Üsteğmen Feyzullah’tan Şahin Bey’e kadar; kadınıyla erkeğiyle, subayıyla askeriyle, çiftçisiyle çobanıyla, büyüğüyle küçüğüyle milletimizin her bir ferdi, “kim var?” diye seslenildiğinde gözünü dahi kırpmadan, sağına soluna bakmadan “ben varım” diye haykırarak canını ortaya koymuştur.

Bu eşsiz azim ve fedakârlık, bize yalnızca özgür bir ülke değil; bağımsız bir millet olmanın onurunu da miras bırakmıştır.

Her bir kahramanın hikayesi, ayrı bir destan niteliğindedir; Yüzbaşı Agah Efendi’nin cesur liderliği, Üsteğmen Feyzullah’ın fedakârca mücadelesi, milletimizin bağımsızlık ideali etrafında nasıl bir bütün haline geldiğini gözler önüne sermektedir. Bu birlik ve beraberlik, zaferin anahtarı olmuştur.

Dün olduğu gibi bugün de bağımsızlığımıza göz diken şer odaklarına karşı, aynı sarsılmaz kararlılıkla mücadele ediyoruz. İç ve dış tehditlere karşı birlik içinde duruşumuz, bu tarihi zaferden aldığımız derslerin bir yansımasıdır.

Bugün, geçmişten ilham alarak, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla devletimizin bekası için çalışıyor; milletimizin huzur ve refahı için coşku dolu bir azimle ilerliyoruz. Bu topraklar, tarih boyunca olduğu gibi, vatan sevgisinin, cesaretin ve fedakârlığın ebedî timsali olarak bir yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Bu vizyon doğrultusunda, eğitimden ekonomiye, teknolojiden kültüre kadar her alanda atılımlar yapıyor, gençlerimizi Kocatepe ruhuyla, Malazgirt ruhuyla, Çanakkale ruhuyla donatıyoruz.

Bu kutlu günde, milletimizin kurtuluş mücadelesinde can veren tüm şehit ve gazilerimizi, rahmet, minnet ve şükranla anıyor; bize emanet ettikleri bu aziz vatanı sonsuza dek koruyacağımızı, gökleri inleten bir haykırışla ilan ediyoruz. Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını Türklere açarak bu toprakları bize yurt yapan Sultan Alparslan’dan Bizans’a diz çöktürerek Peygamber müjdesine nail olan Fatih’e, “Ya İstiklal Ya Ölüm” haykırışıyla Anadolu’yu ayağa kaldıran Mustafa Kemal’e, hayatını bu millete feda etmiş tüm kahramanların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, hepsini şükran ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Yolumuz daima açık, istikbalimiz aydınlık olsun!