İYİ Parti’li Kadınlar Tanışma Ve İstişare Toplantısında Buluştu
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Kadın Politikaları Başkanı Gönül Öz, İl ve Merkez İlçe teşkilatlarımızda görev alan kadınlarımızla tanışma ve istişare toplantısında bir araya geldi.
Samimi bir ortamda gerçekleştirilen toplantıda teşkilat çalışmaları değerlendirilirken, kadınlarımızın siyasi ve sosyal hayatta daha etkin rol üstlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
İl Kadın Politikaları Başkanı Gönül Öz, teşkilatın her kademesinde kadınların emeğinin ve katkısının büyük önem taşıdığını belirterek, önümüzdeki süreçte İl ve Merkez İlçe teşkilatımızdaki kadınlarla daha güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışacaklarını ifade etti.
Birlik ve beraberlik içerisinde, ortak akıl ve dayanışmayla Afyonkarahisar için çalışmaya devam edeceğiz.
Toplantımıza katılarak görüş ve önerileriyle katkı sağlayan İl ve Merkez İlçe teşkilatımızın kıymetli kadınlarına teşekkür ediyoruz.
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Kadın Politikaları Başkanı Gönül Öz, İYİ Parti teşkilatları tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı olarak yapılan ortak basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı. Öz, Türkiye’nin demografik geleceğine dikkat çekerek, nüfus politikalarında aileleri suçlayan değil, ekonomik ve sosyal güvence sağlayan politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE’NİN NÜFUS GELECEĞİ TEHLİKEDE: ÇÖZÜM SUÇLAMAK DEĞİL, AİLEYE GÜVENCE VERMEKTİR
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı Kadın Politikaları Başkanı Gönül Öz, Türkiye’nin giderek derinleşen nüfus sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu.
Başkan Öz “Bugün yalnızca nüfus rakamlarını değil, o rakamların arkasındaki hayatları, ailelerimizin yaşadığı sıkıntıları ve gençlerimizin geleceğe dair kaygılarını konuşmak zorundayız. Türkiye’nin nüfus meselesi artık yalnızca demografik bir konu değildir. Bu mesele aynı zamanda ekonomi, istihdam, sosyal devlet, kadın, çocuk ve en önemlisi geleceğe güven meselesidir.
Bugün gençlerimiz evlenmeyi, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı neden erteliyor?
Çünkü bir genç yalnızca “Çocuk sahibi olabilir miyim?” diye düşünmüyor. “Ev kurabilecek miyim, kiramı ödeyebilecek miyim, çocuğumu nasıl okutacağım, kreş masrafını nasıl karşılayacağım, güvenli bir geleceği ona nasıl sağlayacağım?” diye düşünüyor. İşte asıl konuşmamız gereken gerçek budur.
RAKAMLAR TÜRKİYE İÇİN CİDDİ BİR UYARI VERİYOR
2025 yılında Türkiye’de 895 bin 374 bebek dünyaya geldi. Toplam doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi. 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlarımızın sayısı 9 milyon 583 bine ulaştı. Mevcut eğilimlerin devam etmesi hâlinde yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun yaklaşık 76,8 milyon seviyesine gerilemesi bekleniyor.
Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir. Bu rakamlar bize Türkiye’nin geleceğini bugünden düşünmek ve gerekli tedbirleri almak zorunda olduğumuzu söylüyor. Ancak nüfus sorununu yalnızca “Neden daha fazla çocuk yapılmıyor?” diyerek tartışmak büyük bir eksikliktir. Bizim sormamız gereken soru şudur: İnsanlarımız neden aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı erteliyor?
GENÇLERİMİZE “ÇOCUK SAHİBİ OLUN” DEMEK YETMEZ
Bugün yüksek konut ve kira maliyetleri, hayat pahalılığı, gelir belirsizliği, çocuk bakım giderleri ve kreş ihtiyacı ailelerin omuzlarında büyük bir yük oluşturuyor. Bir anne ve baba yalnızca bugünü düşünmüyor. Çocuğunun eğitimini, üniversitesini, iş bulup bulamayacağını, gelecekte bir ev sahibi olup olamayacağını düşünüyor. Dolayısıyla mesele çocuk istememek değildir.
Mesele, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı güven içerisinde planlayamamaktır. Ailelerin kaygısı yalnızca ekonomik de değildir. Anne ve babalar çocuklarının nasıl bir çevrede büyüyeceğini; şiddetten, uyuşturucudan, bağımlılıklardan ve dijital dünyanın oluşturduğu risklerden nasıl korunacağını da düşünüyor. Bütün bunların temelinde tek bir kavram bulunmaktadır: Geleceğe güven.
KADINLAR ANNELİK İLE MESLEKLERİ ARASINDA SEÇİM YAPMAYA ZORLANMAMALI
Kadın politikaları açısından özellikle altını çizmek istiyorum: Türkiye’nin nüfus meselesini kadınları çalışma hayatından uzaklaştırarak çözemezsiniz. Kadınlarımızın hem anne olabildiği hem de ekonomik ve sosyal hayatın içerisinde güçlü biçimde yer alabildiği bir sistemi kurmak zorundayız. Çalışan annelerin kreşe erişimini kolaylaştırmak, çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak, ebeveyn izinlerini güçlendirmek ve bakım yükünü yalnızca kadının omuzlarına bırakmamak sosyal devletin görevidir.
Hiçbir kadın “Anne mi olayım, mesleğime mi devam edeyim?” ikilemine mahkûm edilmemelidir. Güçlü aile; kadının eve kapatıldığı değil, kadının ekonomik ve sosyal hayatta güven içinde var olabildiği bir yapıyla mümkündür.
AİLE YILI İLAN EDİLDİ; PEKİ AİLENİN HAYATINDA NE DEĞİŞTİ?
2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Ardından 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu açıklandı. Aileyi güçlendirmeye yönelik her samimi çalışmayı önemsiyoruz. Ancak vatandaşlarımız artık slogan değil, hayatlarında somut değişiklik görmek istiyor.
Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na soruyoruz: Aile kurmak kolaylaştı mı? Çocuk yetiştirmenin ekonomik yükü hafifledi mi? Kreş hizmetlerine erişim arttı mı? Kadınların hem çalışma hayatında kalmasını hem de anneliği sürdürebilmesini sağlayacak yeterli imkânlar oluşturuldu mu?
Bir politikanın başarısı yapılan toplantıların veya açıklanan programların sayısıyla değil, vatandaşın günlük hayatında oluşturduğu değişimle ölçülmelidir.
AFYONKARAHİSAR’DAN ÇAĞRIMIZDIR
İYİ Parti olarak biz yalnızca sorunları dile getirmiyoruz; çözümün de ortaya konulması gerektiğine inanıyoruz. Genç ailelerin erişilebilir konuta ulaşabilmesi sağlanmalıdır. Aile odaklı sosyal destekler güçlendirilmelidir. Kreşler yaygınlaştırılmalı ve çocuk bakım hizmetlerine erişim kolaylaştırılmalıdır. Çalışan anne ve babaları destekleyen modeller geliştirilmelidir. Ebeveyn izinleri güçlendirilmeli, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri geliştirilerek bakım sorumluluğunun yalnızca kadınların üzerinde kalmasının önüne geçilmelidir. Çocuklarımızı şiddetten, bağımlılıklardan ve dijital dünyanın tehlikelerinden koruyacak güçlü ve önleyici sosyal politikalar hayata geçirilmelidir.
Buradan Afyonkarahisar’dan bütün Türkiye’ye sesleniyoruz: Nüfus politikası yalnızca doğum sayısını artırma politikası değildir. Nüfus politikası; doğumdan yaşlılığa kadar vatandaşını koruyan güçlü bir sosyal devlet politikasıdır. Türkiye’nin nüfus geleceğini güvence altına almak istiyorsak önce gençlerimize, kadınlarımıza ve ailelerimize güven vermek zorundayız. İnsanlara sadece “Daha fazla çocuk sahibi olun” demek çözüm değildir. Önce o çocuğun güven içinde büyüyebileceği bir ülke, ailenin geçinebileceği bir ekonomik düzen ve gençlerin geleceğe umutla bakabileceği şartlar oluşturulmalıdır. Türkiye aile kurmayı kolaylaştırmadan nüfus sorununu çözemez. Türkiye çocuk sahibi olmayı güvence altına almadan demografik geleceğini güvence altına alamaz.
Ve son sözümüz şudur: Türkiye çocuk istiyorsa, önce aileye güven vermelidir. Daha fazla slogana değil; daha güçlü bir sosyal devlete, daha güçlü ailelere ve geleceğine güvenen bir topluma ihtiyacımız var.




