Afyonkarahisar

Olgun, “Bu Acı Hepimizin Ortak Acısıdır”

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun

Olgun, “Bu Acı Hepimizin Ortak Acısıdır”

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Zafer Meydanında halka hitaben yaptığı konuşmada:

Öncelikle geçtiğimiz günlerde yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden evlatlarımıza ve şehit olan öğretmenimiz Ayla Kara’ya Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.

Yaralanan öğrenci ve öğretmelerimizin bir an önce şifa bulmasını temenni ediyorum.

Bu acı sadece o ailelerin değil, hepimizin ortak acısıdır. Çocuklarımızın eğitim gördüğü yerler olması gereken okulların, güvenlik kaygısının konuşulduğu alanlara dönüşmesi kabul edilemez bir tablodur.

Bir ülkede çocuklar okula korkuyla gidiyorsa, veliler “acaba evladım eve sağ dönebilecek mi” diye endişe ediyorsa, burada artık münferit olaylardan değil, ciddi bir sistem zaafından söz etmek gerekir.

Afyonkarahisar’da bir okulda yayılan tehdit mesajı sonrası yaşanan panik, öğrencilerin ve velilerin duyduğu korku ve ardından gelen adli süreç, sorunun sadece görünen kısmıdır.

Esas mesele, bu tür olayların neden bu kadar kolay yaşanabildiği, gerekli önleyici mekanizmaların neden işletilemediği ve okulların neden güvenli alan olma özelliğini kaybettiğidir.

Bu konuda yetkililerin sadece olay gerçekleştikten sonra değil; olay gerçekleşmeden önce harekete geçmesi gerektiği açıktır.

Kıymetli basin mensupları,

Afyonkarahisar’da eğitimde yaşanan güvenlik sorunlarının ardından şimdi de kamu kurumlarında liyakat tartışmaları gündeme gelmiştir.

Yerel basında yer alan, İl Özel İdaresi’nde “el altından torpilli personel alımları yapıldığı” yönündeki iddialar son derece vahimdir.

İşsizliğin arttığı, gençlerin umut aradığı, binlerce vatandaşın hakkaniyetli bir fırsat beklediği bir dönemde, kamu kadrolarının eşe dosta, yakına veya siyasi referanslara göre dağıtıldığı yönündeki her iddia vicdanları yaralamaktadır.

Kamu kurumları birilerinin arka bahçesi değil, milletin ortak evidir. Eğer bu iddialar doğruysa bu durum sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküştür.

Eğer doğru değilse de yetkililerin derhal çıkıp kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir açıklama yapması zorunluluktur. Biz, işin iç yüzü ortaya çıkana kadar bu iddianın peşini bırakmayacağız.

Öte yandan, Afyonkarahisar’ın genel durumuna baktığımızda tablo daha da ağırlaşmaktadır. Türkiye genelinde açıklanan büyük yatırım projelerinde, sanayi ve teknoloji odaklı gelişim planlarında Afyonkarahisar’ın yer bulamaması, artık tesadüf olarak açıklanamayacak bir durumdur.

Stratejik konumu, lojistik avantajları ve üretim potansiyeli sürekli dile getirilen bir şehrin, yatırım listelerinde yer almaması ciddi bir planlama eksikliğini ve irade yetersizliğini göstermektedir.

Ayrıca kamuoyunda geniş yankı uyandıran Mega Endüstri Bölgeleri planlamasında da Afyonkarahisar’ın listede yer almaması dikkat çekicidir.

Türkiye’nin sanayi yükünü daha dengeli dağıtma hedefiyle açıklanan yeni yatırım alanlarında, coğrafi olarak kavşak noktada bulunan ve lojistik avantajları sıkça vurgulanan bir ilin dışarıda kalması, şehir adına önemli bir kayıp olarak değerlendirilmektedir.

Afyonkarahisar’ın karayolu bağlantıları, üretim potansiyeli ve bölgesel erişim gücü ortadayken bu fırsatlardan yararlanamaması, yatırım çekme kapasitesinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Aynı şekilde ihracat rakamlarındaki gerileme ve sanayi gelişmişliği sıralamalarındaki düşük konum da bu tabloyu desteklemektedir.

Ulaştırma alanında yıllardır verilen sözlerin tutulmaması, özellikle yüksek hızlı tren projesine ilişkin sürekli değişen tarihler, kamuoyunda güven kaybına yol açmıştır.

Afyonkarahisar’da yolların hâlâ can almaya devam etmesi, altyapı sorunlarının çözülememesi ve adalet hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar, bu şehrin kronikleşmiş problemleri olarak varlığını sürdürmektedir.

Tarımsal üretimde yaşanan zorluklar ve çiftçinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlanması da göz ardı edilen diğer önemli başlıklardır.

Bunun yanında su kaynaklarının verimli kullanılması, sulama altyapısının güçlendirilmesi ve üreticinin finansmana erişiminin kolaylaştırılması artık ertelenemez başlıklardır.

Mazot, gübre, yem ve enerji maliyetleri yükselirken üreticinin gelirinin aynı hızda artmaması, kırsalda üretim motivasyonunu zayıflatmaktadır.

Üreticinin tarladan kazandığını girdiye vermesi sürdürülebilir değildir.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise sorun artık yalnızca rakamlardan ibaret değildir; mesele doğrudan vatandaşın sofrasına, pazar filesine ve yaşam standardına yansımaktadır.



Son yıllarda enflasyon karşısında ücretlerin ve maaşların erimesi nedeniyle özellikle sabit gelirli kesimler ağır bir geçim baskısı altında kalmıştır.

Emekliler, maaşlarını daha ayın ortasına gelmeden temel ihtiyaçlara harcamakta; kira, elektrik, doğal gaz, ilaç ve gıda giderleri karşısında nefes almakta zorlanmaktadır.


Nominal artışlar yapılsa dahi market rafındaki fiyat artışları, faturalardaki yükseliş ve sağlık harcamalarındaki yük bu artışları kısa sürede etkisiz hale getirmektedir.

Bugün birçok emekli torununa harçlık vermeyi değil, kendi mutfak masrafını nasıl karşılayacağını düşünmektedir.

Bir zamanlar bir maaşla geçinebilen haneler artık ikinci gelir arayışına girmiş, ileri yaştaki vatandaşlarımız yeniden çalışma mecburiyetiyle karşı karşıya kalmıştır.

Bu tablo sosyal devlet anlayışı açısından ciddi bir uyarıdır.

Afyonkarahisar özelinde de esnafın daralan talep nedeniyle satışlarının zayıfladığı, vatandaşın zorunlu harcamalar dışında tüketimi ertelediği açıkça görülmektedir.

Çarşıda hareket azalmakta, küçük işletmeler artan kira ve maliyet baskısı altında ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

Ekonomideki yavaşlama sadece işletmeleri değil, şehirdeki istihdamı da doğrudan etkilemektedir.

Genç işsizliği, nitelikli istihdam eksikliği ve göç eğilimi de ekonomik sıkışmanın başka bir boyutudur.

Eğitimini tamamlayan gençler kendi şehirlerinde güçlü bir gelecek göremediğinde başka illere yönelmekte, bu durum ise Afyonkarahisar’ın insan kaynağını zayıflatmaktadır.

Kısacası vatandaşın cebindeki para küçülürken hayat pahalılığı büyümektedir. Ekonomik göstergelerdeki her olumsuzluk, mutfaktaki tencereye, öğrencinin beslenme çantasına ve emeklinin ilaç listesine doğrudan yansımaktadır.

Afyonkarahisar’da ayrıca şehirleşme ve yaşam kalitesi bakımından da çözüm bekleyen sorunlar bulunmaktadır.

Trafik yoğunluğu, plansız yapılaşma, otopark yetersizliği, bazı bölgelerde altyapı eksikleri ve gençlere yönelik sosyal alanların sınırlı kalması günlük yaşamı zorlaştırmaktadır.

Bir şehir yalnızca yollarla değil; nefes alınabilir kamusal alanları, kültür-sanat imkanları ve yaşanabilir çevresiyle gelişir.

Afyonkarahisar’da son günlerde en çok dikkat çeken ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir diğer konu ise sağlık alanında ortaya atılan iddialardır.

Yerel basında yer alan haberlerde, sağlık çalışanlarına yönelik mobbing iddiaları, kurum içi huzursuzluk, yöneticiler arasında yaşandığı ileri sürülen krizler ve bir sağlık çalışanının yaşadığı baskı sonucu intihar girişiminde bulunduğuna dair iddialar kamuoyunda büyük endişe yaratmıştır.

Bu kadar ağır iddiaların gündeme geldiği bir ortamda, yetkili makamların sessiz kalması kabul edilemez.

Kamuoyunun doğru ve şeffaf şekilde bilgilendirilmesi gerekirken, soruların cevapsız bırakılması, sorunların üzerinin örtüldüğü yönünde bir algı oluşturmaktadır.

Kamu yönetiminde sorumluluk makamında bulunanların, eleştirilere kulak tıkamak yerine açıklıkla ve şeffaflıkla cevap vermesi gerekir.

Sağlık gibi doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir alanda yaşanan sorunların görmezden gelinmesi, sadece çalışanları değil, tüm vatandaşları etkileyen bir risk alanı oluşturur.

Bu nedenle, sağlık alanında dile getirilen tüm iddiaların titizlikle araştırılması ve kamuoyunun tatmin edici şekilde bilgilendirilmesi zorunluluktur.

Sonuç olarak, bugün karşı karşıya olduğumuz tablo; güvenlikten ekonomiye, sağlıktan yatırımlara kadar birçok alanda ciddi sorunların biriktiğini göstermektedir.

Bu sorunların çözümü için gerçekçi, planlı ve samimi bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Sorunları görmezden gelmek ya da üzerini örtmeye çalışmak, bu sorunları ortadan kaldırmaz; aksine daha da büyütür.

Afyonkarahisar’ın ve ülkemizin bu sorunları hak etmediğini düşünüyor, tüm yetkilileri sorumluluk almaya, şeffaf olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyorum.

Çünkü bu meseleler siyaset üstüdür; doğrudan vatandaşın can güvenliği, refahı ve geleceği ile ilgilidir.

Katılımınız, ilginiz ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine sunduğunuz katkı için tüm basın mensuplarına teşekkür ediyor; Afyonkarahisar’ımızın hak ettiği hizmetlere kavuşması adına bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla ifade ediyorum.