Alışmak...
İster istemez:
Telefona cevap vermeye veya vermemeye alıştık..
Bizlerin oyuyla oturdukları koltukları kalıcı sanıp telefona çıkmayanlar gibi..
Mesela:
Ben hiç "Bülent" adında "gelin" duymamıştım.
Ama insanoğlu zamanla alışıyor "Bülent Hanım" demeye de, "Gelinlik Bülent’e yakıştı" demeye de.
İnsanoğlunun "alışma" yeteneğidir bu.
"Haydar Hanım" da olabilirdi.
Ya da "Gelin Haydar isteyince, kaynana Hasan gelinliği Paris’li Cemil’e sipariş etti, teyze Temel ise pırlantalı bilezik taktı" gibi cümlelere alışabilirdik eğer gerekseydi.
Nasıl ki Sanjet’in ısıtmamasına alıştık, tartışmaları dinlemiyoruz bile..
Nasıl ki gün geçtikçe benimsedik..
Nasıl ki bilinen olaylara alıştık, artık ilginç gelmiyor..
**
İnsan alışıyor...
Gelinin adı "Bülent", damat da doğal olarak erkek...
Damat da "Fadime Bey" olsaydı...
Zor olsa bile zamanla alışırdık..
İçimizden "Mutluluklar" dilerken, çocuk isteyenler dahi vardır.
Alışmak böyledir.
Gelinin adına bakın:
"Bülent Hanım..."
**
Nelere alışmıyor ki insan?..
Kaybettiklerimizin yokluğuna alışırız..
Özlemlere alışırız..
Yalnızlığa alışırız..
Yoksulluğa alışırız..
Mesela emekliler..
Yoksulluğa alıştıkları için, bakın milyonların sesi çıkmıyor açlık sınırında yaşamalarına rağmen..
Alışılacak şeyler ile alışılmayacak şeyleri ayırt etmiyoruz artık..
"Bülent Hanım"a alışmadık mı?..
Alıştık..
**
Başında olduğu kurumdan malı götürüp, Sera sahibi, çiftlik ağası olanlara alışmadık mı?
Alıştık..
Demek ki, biz müstahakız..
Daha alışacağımız çok şey var!..
**
Hayırlı haftalar, sağlıcakla kalın..





