Taytak: “Güçlü Nesiller İçin Aileye Sahip Çıkıyoruz”
Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Sosyal Hizmetler kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Taytak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu satırların arasında, evladına sarılamayan bir babanın sızısı, ekranların başında sessizce kaybolan bir neslin istikbali ve hayatın son deminde bir sıcak el bekleyen büyüklerimizin beklentisi vardır.
Türk devlet geleneğinde sosyal adalet bir lütuf değil, bir sorumluluktur. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu köklü anlayış; vatandaşını koruyup gözetilmesi gereken bir emanet olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, bu kadim geleneğin 2026 yılındaki tezahürüdür.
Devlet; yaşlısını yalnız bırakmayan, engellisi bir engele takıldığında yanında olan, anne doğum yaptığında aileye çatı olan kutsal bir iradedir.
Bu teklifin bizce en önemli maddeleri, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı koruyan maddelerdir. Bu teklifle artık bir okulda, bir yurtta, bir serviste, bir kreşte, bir oyun evinde, bir spor salonunda, bir internet kafede kısacası çocuklarımızın yoğun olarak bulunduğu alanlarda; insan ticaretinden, cinsel istismardan, uyuşturucudan hüküm giymiş kişiler artık çalışamayacak ve bu faaliyet alanlarını işletemeyeceklerdir.
Çocuklarımıza zarar vermek isteyen her türlü karanlık niyetlerin suratına çelikten bir duvar örüyoruz. Eğer biz bugün yavrularımızın saçının teline zarar gelmesin diye bu setleri çekebiliyorsak, bu iradeyi kanunlaştırabiliyorsak, işte o zaman milletin bize verdiği emanetin, milletvekilliği sıfatının hakkını vermiş oluruz. Çünkü bizim en büyük ödevimiz; çocuklarımıza sadece bir ülke değil, güvenli bir gelecek bırakmaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, aileyi bir siyasi slogan olarak değil, medeniyetimizin çimentosu olarak görüyoruz. Bu kanun teklifi, çalışan annelerimizin üzerindeki izin problemini kaldırıyor, doğum sonrası iznini 8 haftadan 16 haftaya çıkarıyor. Bir anneyi, rızkı ile evladının kokusu arasında, mesaisi ile bebeğinin uykusu arasında bırakmıyor. Anaların hakkını teslim ediyoruz. O anne evladını rahat büyütecek ki; bu vatan, bu millet, bu devlet sağlam nesiller üzerinde yükselsin.
Bu konu yalnızca bir kanun teklifi değil, toplum ve aile meselesidir. Bu yüzden babalarımızın izin süresi, işçisinden memuruna, ayrım gözetilmeksizin uzatılmıştır.
Ayrıca koruyucu ailelerle ilgili yapılan düzenlemelerle; sevgiyle büyüttükleri her bir evladımız için gösterdikleri emek ve özveri karşılıksız bırakılmamış; milletimizin vicdanını ve merhametini en güçlü şekilde yansıtan bu fedakâr yuvalarımız unutulmamıştır.
Güçlü kadın, güçlü aile ve nihayetinde güçlü Türkiye idealine de Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak bir tuğla daha koyuyoruz.
Şimdi bu kanunun en hayati noktasına, tabiri caizse geleceğimizi, evlatlarımızı dijital dünyanın dipsiz kuyularından çekip çıkaran 22. maddesine değinmek istiyorum.
Hepimiz biliyoruz ki; bugün anne ve babaların en büyük endişesi, evlatlarının elindeki o küçük ekranların içerisindeki tehlikelerdir. Çocuklarımız dijital bir okyanusta, maalesef pusulasız ve savunmasız bir şekilde başka dünyalara çekilebiliyorlar.
İşte bu kanunla; çocuklarımızı siber zorbalıktan, zararlı içeriklerden ve o dipsiz kuyulardan koruyacak huzurlu bir liman inşa ediliyor. Çocuklarımız, korunması gereken en kutsal hazinelerdir.
Bu yüzden, 15 yaşından küçük yavrularımızı bu platformların karmaşasından uzak tutuyor, 15 yaşını doldurmuş gençlerimize ise, onlara özel ve filtrelenmiş güvenli bir dijital dünya kurma mecburiyeti getiriyor.
İstiyoruz ki; evlatlarımız internete girdiğinde; karşısına kurgulanmış tuzaklar değil, onları geliştirecek içerikler çıksın. Burada en büyük güç ailelerimize veriliyor. Artık anne ve babalar, ‘çocuğum internette ne yapıyor’ diye uykusuz kalmayacak.
Bu kanun teklifiyle; ekran süresini sınırlama, harcamaları kontrol etme ve hesap ayarlarını yönetme yetkisini doğrudan anneye ve babaya teslim ediyoruz. Kısacası teknoloji ailenin emrine veriliyor, kontrol eve geri getiriliyor.
Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin her daim vurguladığı gibi, insanı yaşatmak, devleti yaşatmanın ön şartı, varlık gayesi ve ahlaki mecburiyetidir.
Türk milleti bir bütündür. Acıda bir, kıvançta bir, kaderde birdir. Birimizin ayağına taş değse, hepimizin canı yanar. Bir hanede tencere kaynamıyorsa, bir yetimin gözü yaşlıysa, bir engelli kardeşimiz hayatın dışına itilmişse orada milli huzurdan bahsetmek imkansızdır.
Bizim milliyetçiliğimizin özünde insan sevgisi, temelinde ise adalet vardır. Türkiye Yüzyılı’nın eşiğinde, lider ülke Türkiye hedefine doğru yürürken, toplumsal barışın ve huzurun anahtarı sosyal adalettir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak; 2024 yılında, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin himayelerinde düzenlediğimiz ‘Aile Kurumu Çalıştayı’nda aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi temel gündem maddesi olarak ele alınmıştır. Bu adımların hedefe ulaştığını görmek ise asıl gayemizdir.
Düzenleme hayata geçtiğinde, uzun süredir toplumun kanayan yarası olan ve bizleri umutsuzluğa sürükleyen o günlerin geride kaldığı; Türk aile yapısının yeniden güçlenip tesis edildiği bir döneme inşallah hep birlikte kavuşacağımız düşüncesiyle sözlerime son verirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş hanımefendiye ve ilgili kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.”




