15 Temmuz hakkında çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Biz bu yazımızda 15 hareketinin
15 TEMMUZ HAKKINDA DEĞERLENDİRME
15 Temmuz hakkında çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Biz bu yazımızda 15 hareketinin müspet ve menfi yönlerini değerlendirmeye çalışacağız. Özellikle belirtmeliyim ki her hareketin olumlu yanları kadar olumsuz yanları olduğunu göz ardı etmeden tahlil etmeli ve dersler çıkarmalıyız diye düşünüyorum.
Müspet bakanlar aşağıdaki değişiklikleri, ordunun demokratik sivil denetim altına alınması,
sivil iradeye tabi olması ve darbe geleneğinin kırılması olarak görüp savunmaktadır:
Ordunun devlet içinde devlet gibi davranmasın sağlayan otonom mekanizmalar tasfiye edilmiştir.
Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları doğrudan Millî Savunma Bakanlığı’na bağlanmış, TSK’nın geleneksel özerk yapısı sonlandırılarak yürütmenin emrine verilmiştir.
İttihat Terakki’den başlayıp Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi hayata müdahale ederi kurumsal askerî vesayet mekanizması dağıtılmış, TSK’yı siyaset üreten veya muhtıra veren otonom bir güç olmaktan çıkarıp, tamamen yürütmeye bağlı teknik bir savunma aygıtına dönüştürmüştür,
TSK’nın bütçesi, harcamaları ve insan kaynakları sivil bürokrasinin ve Sayıştay gibi kuramların denetimine açık hâle getirilmiştir.
Disiplin mahkemeleri dışında kalan tüm askerî mahkemeler ve Askerî Yargıtay, kapatılıp, askerlerin siyil mahkemelerde yargılanmasının önü açılarak hukukta çift başlılığa son verilmiştir.
Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) ve tüm askerî hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, askerî yapıdan çıkarılarak iç güvenlik odaklı birer kolluk kuvveti olarak içişleri Bakanlığına bağlanmıştır.
YAŞ’ın yapısı değiştirilmiştir. Eskiden askerlerin çoğunlukta olduğu ve terfilere karar verdiği bu kurala Cumhurbaşkanı yardımcısı, Adalet, Dışişleri, İçişleri, Hazine ve Maliye, Millî Eğitim ve Millî Savunma bakanları dâhil edilerek ordudaki terfi, tasfiye ve emeklilik kararlarında sivil iradenin mutlak çoğunluğu sağlanmıştır.
Cumhurbaşkanının kuvvet komutanlarına ve bağlı birimlere doğrudan emir verebilmesi ve bu emirlerin Genelkurmay Başkanı’nın onayına gerek kalmaksızın derhal yerine getirilmesi yasal güvenceye bağlanmıştır.
Gelelim menfi bulunan görüşlere:
Ordunun kurumsal hafızasının zarar gördüğünü,
Savaş anında sevk ve idare zafiyeti riskini artırdığını, özellikle Kuvvet komutanlarının genelkurmaya bağlı olması gerektiği
YAŞ ve askerî okullara giriş süreçlerinin tamamen sivil siyasetçilerin kontrolüne geçmesi gibi gerekçelerle orduda liyakat yerine siyasi sadakat arayışının öne çıkabileceğini
Harp okulları ve askerî liseler gibi asırlık eğitim kuramlarının kapatılmasının, ordunun kendine has kurum kültürünü ve aidiyet duygusunu zedelediğini,
Askerî hastanelerin ve GATA gibi kuramların sivilleşmesi sürecinde, cephe gerisi askerî tababet ve savaş cerrahisi gibi alanlarda uzmanlık kaybı yaşandığı, uzman sayısındaki düşüş sebebiyle acil tıbbi tahliye süreçlerinde zafiyet oluşturabileceğini ileri sürerek değişiklikleri eleştirmektedirler.( Askeri hastanesi olmayan tek ordu haline geldiğimiz unutulmamalıdır.)
Özelikle YAŞ yapısında yapılan değişiklikte Hazine ve Maliye, Milli Eğitim ile Adalet Bakanlıklarının yerini olmaması daha çok askeri ağırlıklı olmaması buraya da siyasetin gireceği endişe kaynağıdır.
Askeri kışlaların şehir dışına çıkarmak herhalde bizim ülkemize has bir uygulama mı bilmiyoruz? Yabancı ülkelerde şehir merkezlerinde.
Görüldüğü gibi eksiler var bu eksikliklerin ne zaman giderileceği konusu hala muallakta.
Saygılarımla Kocatepe’den Selamlar
İbrahim AYAN