Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu
30 AĞUSTOS ZAFERİNİ ANLAMAK
Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel ve her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine an'anatı milliyesine düşman olan bütün anasırla mücadele lüzumu öğretilmelidir. Beynelmilel vaziyeti cihana göre, böyle bir cidalin İstilzam eylediği anasın ruhiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere hayat ve İstiklâl yoktur.”
GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 1 Mart 1922 (1338)
Bu zafer; bağımsızlık idealini somut bir gerçeğe dönüştüren ve milletimizin özgür yaşama iradesini bütün dünyaya kabul ettiren tarihi bir dönüm noktasıdır.
Mustafa Kemal ve arkadaşları bu zaferin önünü açan yolda, Amasya bildirisi, Erzurum ve Sivas kongrelerinin milli iradeyi açan dayanışmasının ardından Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi’nin kararları ile Kars antlaşması ve ardından İnönü ve Sakarya Savaşı, sadece Milli Mücadele tarihinin değil ama Müslüman Türk tarihinin de önemli savaşlarından biridir. Bir savaş serisinde, stratejik muharebeler vardır. Savaşın kaderini, galibini ve mağlûbunu o muharebe belirler. İstiklâl Harbi'nde Sakarya Meydan Muharebesi harbin akibetini tayin eden böylesine bir muharebedir. Kazanılmasının verdiği inanç ve askeri dehanın rolü hiç yadsınamaz.
Dolayısıyla Milli Mücadele’yi ve Dumlupınar’ı sıradan bir savaş sanmak doğru değildir. Sakarya gerçekten Viyana’ya kadar uzanan seferlerimizden sonra yıllar boyu devam etmiş geri çekilişlinizin son sınırıdır. Artık burada tarihin seyri değişmelidir, Sakarya, nasıl İnönü mağlûbiyetinden sonra, Milli Mücadele'ye güç, prestij katan ve meşruluk temeli oluşturan bir kritik muharebe ise; bu savaş, Milli Mücadelecin zaferini oluşturdu ise, Sakarya'nın sadece askerî bir zaferin değil ama, Türk milletinin var olma kavgasın da topyekün zaferinin de sağlam temeli olması gereklidir.
Şüphesiz ki asker zaferimiz, çarpıcı özellikleriyle gözler önündedir. Ama Milli Mücadele bir askerî harekâttan ibaret değildi ve olamaz. Temelindeki Müslüman Türk milletinin modern, ileri, çağdaş medeniyetin üstünde, yeni bir medeniyetin rehberi, sanayileşmiş, birleşmiş bir ülke olarak cihanda mümtaz bir yer işgal edeceğine olan güven, bir kuruntu olamaz. Ama bunu ancak, askerlik dışı bütün alanlarda, yeni bir Dumlupınar Zaferi kazanarak gerçekleştirebiliriz.
Maddi ve manevi kültür alanında bir Dumlupınar Zaferi kazanmak mecburiyetindeyiz. Bu, Milli Mücadele'nin hâlâ geçerli olan bir hedefidir. Ve her savaş gibi bu savaşın kazanılmasının vazgeçilmez, iki temeli var: Birincisi, kendimizi tanımak. Doğru dürüst. İkincisi, sayacağımız gücü ve güçleri tanımak, bu iki. Türk kültürü bu noktaya gelebildi mi, zaferimizden emin olabiliriz. Biz neyiz, karşımızda kim var? Bütün mesele burada. Milli Mücadelecin askeri bir zaferle taçlanmasının temelinde yatan bu iki temel bilgi unsuru değil miydi?
30 Ağustos Zaferi’ni kutlama kapsamını; bu zafer sonrası kazanılmış bağımsızlığın ve cumhuriyetin her nesil tarafından korunması, geliştirilmesi ve geleceğe taşınmasının hatırlanması gereken bir sorumluluk olarak görüyorum.
30 Ağustos’u bu sorumluluk duygusu ve düşüncelerle kutlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklâl Mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Kocatepe’den Selamlar
İbrahim AYAN