Uyutulacak toplum, öncelikle CIA uzmanlarınca siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik

NASIL UYUTULUYORUZ

Uyutulacak toplum, öncelikle CIA uzmanlarınca siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik incelemelere tabi tutulur, daha sonra elde edilen veriler doğrultusunda o topluma uygun bir "uyutma paketi" hazırlanır ve bu uyutma paketi söz konusu toplumu istenilen yönde biçimlendirmek için yavaş yavaş uygulamaya konulur.

Uyutma paketi uygulamaya konulurken de çok dikkatli hareket edilir, söz konusu toplumdaki en güzide kişiler ve kurumlar seçilerek devreye sokulur... Uyutma Paketi daha çok medya iletişim araçlarıyla uygulanmaktadır.

Dr. Emery, toplumsal uyutmanın üç safhada gerçekleştiğini belirtmiştir.

1. Safha: Moral değerlerini yitirme (Demoralisation)

2. Safha: Zihni Bölünme (Segmentation) Bu safhada birey, zihninde yerleşik olan ulus devlet görüşünden, birey olma içgüdüsünden kopup cemaat görüşüne geçer.

3. Safha: Zihni Ayrışma (Disassocation) Bu safhada birey, fantezilerle, gerçekleri birbirine karıştırıp bir anlamda "robatlaşmış bir birey" haline gelir.(1)

Türkiye’deki aktörleri

CIA'nın, Tavistock Enstitüsü aracılığıyla "uyutma paketi" uyguladığı ülkelerden biri de 1946'dan beri ABD'nin stratejik ortağı!!!!! Olan Türkiye Cumhuriyeti'dir... Türkiye Paketi, 1946'da hazırlanmış, Bu sırada çok sayıda ABD'li uzman Türkiye'ye gelip Türk toplumunu, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik bakımlardan derin incelemelere tabi tutmuştur. Bu incelemeler sonunda ABD'li uzmanlarca raporlar hazırlanmıştır. Bu raporlardan en önemlisi Atatürk'ün ekonomi modelini yok etmeyi amaçlayan Trunborg Raporu'dur. (2)

Türkiye'de bu ve benzeri raporlar doğrultusunda uyutma paketinin 1950'lerden sonra ilk uygulamaları yapılmış, Barış Gönüllüleri ile Türkiye’nin yapısı incelenmiş, 1980'lerden itibaren ise tam anlamıyla uygulanmaya başlanmıştır.

Turgut Özal Dönemi

Uyutma paketinin en iyi uygulandığı dönemlerden biridir. (Serbest Piyasa Ekonomisi adı altında devletin ekonomik varlıklarının satılmaya başlanması, dışa açılma adı altında yozlaşmanın başlaması, tüketim toplumu yaratılması, kısa yoldan köşe dönmecilik, Benim memurum işini bilir, rüşvetin yaygınlaşması vb. değerlerin aşındırılması, demokrasi ve Sivil Toplum Örgütleri adı altında cemaatçiliğin yükselişi vb.) Nitekim o dönemde kurulan ilk özel TV'nin adının Magic Box Star 1 (Sihir/büyü kutusu) olması tesadüf değildir! Arkasından sermayesinin nasıl bulunduğu sır olan yüzlerce TV ve Radyo istasyonlarının kurulması ve şiddetli bir beyin yıkama faaliyetinin başlaması aynı yıllarda olmuştur.

Kitle İletişim Araçları

Ülkemizde 1990'lardan sonra büyük bir hızla artan kitle iletişim araçlarının önemli bir kısmı maalesef hep CIA'nın Tavistock Enstitüsü'nün etkisi altında olmuştur. Bugün Türkiye'de TAVİSTOCK Enstitüsünün BEYİN YIKAMA PROJESİ doğrultusunda yayın yapan çok sayıda büyük TV kanalı ve gazete vardır. Bu kitle iletişim araçları daha çok "dolaylı" yoldan Tavistoc'a hizmet etmektedirler. Öyle ki birçoğu ona hizmet ettiğini bile bilmemektedir.

Daha çok reklam, daha çok tüketim, Yemek programları, daha çok seks, daha çok eğlence, daha çok para, daha çok şöhret...daha çok... daha çok... diyerek ortaya konan yayın ilkeleri (ilkesizlikleri) Tavistock'a yaramaktadır.

Toplumu oyama ve Tüketime yönlendirme

Bu programlar CIA'nın ve TAVISTOCK'un aslında bütün "Turuncu Devrimler" yaşanan ülkelerde gösterime sokulmasını sağladığı programlardır. Üç hedef güdülür.

1.Kamuoyunu anlık zevklerle uyuşturmak, asıl sıcak gündemi unutturmak,

2. Akıl, bilim, çalışma gibi değerlerin yerine; üç kağıtçılık, mafya tipi yaşam, şans, kader, hurafeyi yerleştirmek;

3. Kapitalist ekonomiyi beslemek ve ayakta tutmak için tüketimi teşvik etmek...

Ülkemizde bu amaçlara yönelik bazı programlar vardır. Yemekteyiz, Kim 500 milyon ister, Surviver, Gelinim Olur musun ve bazı dini içerikli yayınlar.

Cemaatçilik

Cumhuriyet’le birlikte “tekke” ve “ tarikatlar kapatılarak, “cemaat kültürünü” ortadan kaldırmış, insanları Padişahın kulları olmaktan, “özgür bireyler” haline getirmişti. Ancak 1950'lerden beri yaşanan ABD destekli karşı devrimle Türk insanı yeniden birilerinin kulu ve kölesi olmaya zorlanmaktadır.

CIA, dinsel kaynaklı kişi otoritesine dayanan Cemaatçiliği, SİVİL TOPLUM adı altında, DEMOKRASİ adı altında topluma yaymaya çalışmaktadır... ABD'nin Türkiye'yi biçimlendirmede cemaatlere ne kadar büyük bir önem verdiğini ABD de ikamet eden FETHULLAH GÜLEN'e verdiği destekten anlamak mümkündür... Buradaki amaç bağımlı bireyleri yönlendirmek çok kolay olacaktır. (İşgal edilen İslam ülkeleri yaşıyor. Irak’taki Kesnezani tarikatı buna örnek)

Milli Eğitim

ABD ve CIA 1949'dan beri Türkiye'de faaliyette bulunarak Türk gençlerini ABD çıkarlarına hizmet edecek biçimde eğitmek ve gerekirse hareketsiz kılmak için yoğun çaba harcamıştır. Öncelikle Türk Milli Eğitim Bakanlığı ABD'li uzmanların kontrolüne geçmiş ve Türk gençlerine “ulusal bilinç aşılayan” Atatürk'ün tarih kitapları kaldırılmış, daha sonra yine MEB'deki ABD'li uzmanların önerileri ve istekleri doğrultusunda Türk gençlerini hareketsiz kılacak bir SINAV SİSTEMİ uygulamaya konulmuştur.

1960'larda ÜSS, 12 Eylül'de ÖSS ve ÖYS, 2000'lerde LYS ve SBS olarak adlandırılan Orta Öğretim ve Üniversite Giriş Sınavları Türk gençlerini en verimli çağlarında TEST BUDALASI haline getirmiş, gelecek ve iş kaygısıyla üniversite kapılarına yığılan gençlik, siyasi, sosyal ve kültürel konulara kafa yormak yerine daha ilkokuldan itibaren ezbere dayalı ve sonuca endeksli TEST TEKNİĞİ ile adeta düşünmeyen, üretmeyen, anlamayan, analiz edemeyen “a politik” bir genç kuşak halini almıştır.

Futbol ve diğerleri

Futbol yaklaşık150 yıllık bir spor. Avrupa ülkelerinin tam demokratikleşmelerinin ardından futbol Avrupa'da kısmen politik işlevini yitirmiştir. Ama Latin Amerika ve Türkiye gibi “gelişmekte olan ülkelerde” futbol hala çok önemli bir uyutma aracıdır.

Gazetelerde tam sayfa ve TV’lerde saatlerce, Türkiye'nin başka derdi yokmuş gibi, yapılan tartışmaları hatırlayın...( Güreş ve cirit.. Ata sporlarımız konu dahi edilmez. Örnek Yüzde yüz futbol.)

Sanal rakamlar

Reel ekonomiden çok, rakamlara ve sanal ekonomiye önem verir. Borsa denilen “yalan dünyayı” parlatır. “Enflasyon rakamları tek haneye indi.”, “Büyüme oranı arttı...”, “Borsa tavan yaptı...” biçimindeki açıklamalar, İşsizliğin yüzde yirmilere yaklaştığı, insanların açlık sınırında yaşadığı bir ülkede hiçbir anlam ifade etmez.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de cebinde beş parası olmayan insanlar bile neredeyse bütün TV’lerin alt yazı olarak akıttıkları Borsa rakamlarını takip etmekten kendilerini alamazlar.

Dünyada ileri ülkeler yıllar bazında her ülkede insanların Dini, Siyasi, Milliyetçi duygularını ölçmek için gerekli senaryolar hazırlanır ve tepkiler ölçülerek kayıt ederler. İleri ülkeler ve gizli örgütlerde kanın ayrı bir değeri vardır. Kanın bir hafızası vardır. Kanın bu kodlarından tüm coğrafyanın gen haritası çıkartılabilir, geçmiş nesillerle bağları çözülebilir.

Hatırlanacak olursa bir dönem lösemi olduğu iddiası ile ünlü bir doktor, Dr. Oktar Babuna için (şimdi kaç kişi hatırlıyor acaba) Türkiye'de de kan kampanyası yapılmıştı. Bu doktorun yalan söylediği ve Türk insanının büyük bir özveri ile bağışladığı binlerce kanı ABD’de birilerine (Muhtemelen Tavistock) verdiği ortaya çıkmış ve hakkında yasal işlem başlamıştı. Kemik iliği nakli için düzenlenen kan ve bağış toplama kampanyasının arkasında bir "örgüt" bulunduğu yargısına varan Sağlık Bakanlığı, aralarında Babuna’nın da bulunduğu altı kişi hakkında soruşturma açmıştı. O zamanki Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Haluk Tokuçoğlu, "Bu işte Babuna da masum değil" demişti. Kanlar ABD’den istenmiş ama alınamamıştır.

Öleceği söylenen Dr. Babuna, 2015’te turp gibi ve İsrail Radyosunda boy gösteriyor kendisi. Ne dedik Tavistock kendisine yardım eden, sadık kalan, milletine ihanet edenleri mükafatlandırılmıştır. Şimdi ne olduğunu bilmiyoruz.

Özel Askeri Şirketler

1990lı yıllardan sonra duyduğumuz Yeni Dünya Düzeni kurulacak sözleri ülkelerin kendi akıbetlerini tayin etme hakkını bir gücün elinde toplanmak isteniyor. Bunu da ABD öncülüğünde NATO ve BM yanına alarak kendi belirledikleri kriterleri “uluslararası hukuk” bariyerlerine çarpmamayı hedefliyordu.

Yeni Dünya Düzeninin güdücüleri mercek altına alındığında görülür ki, bu küçük ama son derece etkili kaymak tabaka, hem Amerikan devlet bürokrasisi içine çöreklenmiş; hem "Başkanlık" makamı dahil siyasî arenayı kuşatmış ve hem de askeri, ekonomi, eğitim, bilim, basın ve eğlence alanlarında tekel hâline gelmiştir.

NATO ve BM idareci veya temsilcileri de yine bu elit denilen kaymak tabaka eliyle tayin edilmekte olup, sözünü ettiğimiz “özel askerî şirketlerin sahipleri de yine aynı seçkinlerdir.

Özel askerî şirketler, ezici bir çoğunlukla Siyonist-Yahudi veya onların dünya hakimiyetini felsefe edinmiş Siyonist-Anglosakson olan ELİT zümre için, Yeni Dünya Düzenini hakim kılmada “ele göre değnek” kıymeti arz etmektedir.

İslâm dünyasındaki belli başlı ülkelerde Yeni Dünya Düzeni için problem teşkil eden liderlerin infaz ve ülkelerinin talan edildiği; fikir, ilim ve aksiyon adamlarının da yine aynı şekilde yok edildiği veya “millî güvenlik” gerekçesiyle zindanlara atıldığı ve bunun sistematik hâle gelmeye başladığı yıllar oldu.

Devlet mekanizmalarının denetiminin dışında, hatta çoğu zaman üstünde yer alan, bu çerçevede "rutin dışı" yâni "hukuk dışı" çalışan Derin Devlet`ler ve bu odaklardan emir alan kişi, kurum ve kuruluşlar varsa, Siyonist-Yahudi-Anglosakson elitin Yeni Dünya` Düzeninin de bir "görünür" organları (Batılı devlet mekanizmaları, BM, NATO, AB, Pentagon vs), bir de "rutin dışı-hukuk dışı" çalışan derin odakları vardır.

Özel askerî şirketleri bünyesinde barındıran büyük holdinglerin, yine kendi içlerinde alt şube gibi görünen bölümlerinde “TIP” yatırımları dikkati çekiyor. Bu dev holdinglerin bünyesinde, yine farklı alanlarda ve uluslararası çapta faaliyet gösteren irili ufaklı şirketler, düşünce kuruluşları, vakıflar, dernekler vesaire var. Uzay teknolojilerini de unutmayalım. Örnek olarak HALLIBURTON, BOOZ ALLEN HAMILTON, “SAIC” (Science Applications International Corporation) gibi dev şirketleri verebiliriz.

Özel askerî şirketler yine belirli sahalarda uzmanlaşmaya gitmişler ve kendi aralarında buna göre bir sınıflandırma yaşanmış. Bir fikir vermesi açısından birkaç örnek verelim: HALLIBURTON’un KELLOGG BROWN-ROOT’u operasyon şartlarında silâhlı birimlere lojistik destek sunarken; Blackwater, DynCorp, ArmorGroup gibi şirketler de diplomatlar, askerî üsler, şirket alanları, çatışma bölgelerindeki sivil konvoyların korunması şeklinde resmî çerçevesi çizilen “Silahlı kuvvetler” olarak hizmet vermekte.

L-3, Northrop, Lockheed, DynCorp gibileri ise SİMÜLASYON, ateş aralıklarını yönetme ve savaş eğitimini kendilerine profesyonel hizmet alanı olarak seçmişler. Irak`taki tutukluların sorgulanması ve işkence görmesinden sorumlu tutulan özel askerî şirketlerdi.

Bir yandan özel askerî şirket, diğer yandan da THINK TANK (düşünce kuruluşu) olan SAIC’in 1996 yılında Türkiye hakkında yaptığı kehanetler(!) çok ama çok önemlidir. Ne kadar isabetli tahminlerde bulunmuşlar (!) ki, ülkemizde son yıllara damga vuran davalardan, hükümetin nasıl teşkil edileceğinden ve başında kim olacağına dair birçok şeyi tamı tamına bilmişler!

SAIC, İslâm dünyasında insansız hava araçlarıyla yürütülen operasyonlarda da bu şirketin sivil(!) elemanları görev alıyor, Amerikan askerî ceza kanunu kendilerini bağlamadığı için de, gerek kasıt gerekse istihbarat hatası neticesinde çok sayıda masum sivilin ölümünden de o denli sorumlu olmuyorlar. SAIC’in bünyesinde, dünya genelinde 41 bin kişi çalışıyor.

VINNELL bu alanda kilometre taşı niteliğindeki bir şirket hakkında da birkaç cümle yazmadan olmaz. 1975`e kadar dış müdahale ve operasyonlarda ABD ordusu tek hakim iken, bu tekdüzeliği ilk bozan kuruluş Vinnell Corp oldu. Suudi Arabistan`ın petrol bölgelerini koruma amaçlı olarak “Millî Muhafızlar”ı yetiştirmek için Arab Yarımadası`na adım atan ilk özel askerî şirketti Vinnell.

Suudilerle yaptıkları 1998 yılına ait sözleşmenin değeri 831 milyon dolar olan Vinnell Corp`un S. Arabistan dışında Umman, Türkiye ve Mısır`la da çalıştığı ifade ediliyor Yine 1979’daki “Kâbe Baskını”nda VINNELL`in paralı askerlerinin kullanıldığı notunu da düşelim. Bunun dışında, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı tarafından O`Gara Protective Applications Int. İsminde özel askerî bir şirkete, Kraliyet Ailesi`nin güvenliğinin ihale edildiğini ve şirketin bu tür sözleşmelere imza attığını biliyoruz.

Yeni Dünya Düzeninin inşasında en önemli unsurların başında özel askerî şirketlerin geldiği; ABD öncülüğünde ve NATO-BM yedekliğinde artık devasa bir “iş sektörü” hâline gelen savaşların plânlanıp hayata geçirildiği bir dünyada yaşıyoruz.

NATO’NUN ROLÜ

NATO ve BM’den hâlâ olumlu anlamda beklentisi olanlar varsa hemen söyleyelim: Özel askerî şirketler, tüm o barbarlıklarını zaten NATO ve BM ile omuz omuza ve “ortak” organizatör olarak yapıyorlar. Afganistan, Irak, Libya gibi ülkelerdeki NATO subayları, BLACKWATER başkanı James F. Smith ile kadeh tokuşturmakla meşgul.

NATO üslerini ülkemizden defetmenin yolunu düşünenlerin neredeyse neslinin tükendiği ve “zihinlerin iğdiş edildiği” coğrafyamızda, ODTÜ gibi bilimle özdeşleşmiş kurumlardan NATO’yla işbirliği içinde sadece TELEGRAM teknolojilerine kafa yoran akademisyenler çıkmıyor, ayrıca NATO-RTO`nun (Araştırma ve Teknoloji Komisyonu) direktörlüğünü yürüten, SİMÜLASYON ve modern harp uygulamaları sahasında NATO ile koordineli çalışan, SPS (SCIENCE FOR PEACE AND SECURITY) yâni “Barış (!) ve Güvenlik (!) İçin Bilim” programlarında ter döken bilim adamları da çıkıyor.

NATO bünyesinde akredite edilen, farklı üye ülkelerdeki 19 “Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi” ve daha birçok farklı birim için mesai harcayan “bilim adamlarımız” var. ABD öncülüğünde yaşanan tüm bu gelişmelerin, YENİ DÜNYA DÜZENİ sahipleri, BM’i bir noter makamı, NATO’yu da bir yandan dağınıklığı önleyici koordinasyon merkezi diğer yandan da tenkitleri önlemede paratoner olarak kullanıyorlar.(4)

Hedefledikleri coğrafyaları, yeri geldiğinde BM’i; sırası geldiğinde NATO’yu yedeğine alarak tarumar eden bu yapılanmalar, bizim gibi ülkelerde şuurlu şuursuz baş tacı edilmektedir.

Telegram ağı

Bu ağın perde arkasını görebilmek için,içerde Savunma Sanayii Müsteşarlığı, AFCEA-Türkiye, GES, ASELSAN, BİLKARDEM, MODSİMMER, ODTÜ; dışarıda ise NATO, AFCEA-Int. (Uluslararası Silahlı Kuvvetler Elektronik Vakfı), BOOZ ALLEN HAMILTON, CACI Int. (Özel Askerî şirket), VINNELL Corp. (Özel Askerî Şirket), SAIC (hem Özel Askerî Şirket hem de Sivil (!) Araştırma Şirketi) gibi kurum ve kuruluşların yapılarını, idarî kadrolarını ve bunların içeride-dışarıda oldukça girift bir manzara arz eden ilişkilerini çok iyi analiz etmekten geçiyor.(4)

TELEGRAM için “kırılma noktasını, yıllar önce bir ABD Başkanı, Kongre’deki konuşmasında tüm dünyaya keyifle haykırmıştı zaten. 17 Temmuz 1990 tarihli konuşmasında, “TELEGRAM Çağının başladığını şöyle duyuruyordu George Bush:

"ABD Başkanı olarak, 1 Ocak 1990`da başlayan 10 yılı, beyinin 10 Yılı olarak ilân ediyorum!"

Medyanın gücü

Medya, kitleleri yönlendirmede birincil etkendir. Herkes “medya yalan söylüyor” diye bağırıyor ama herkes sonunda medyada dayatılanları kabul ediyor.

Medyanın kitleleri nasıl yönlendirdiğine bakalım.

1. Toplumlara gerçeği değil, kendi yarattıkları gerçekleri defalarca göstererek.

2. Hazırlanan belirli formatlarla izleyicilerin bilinçaltlarına ve davranışlarına hükmederek.(İzleyiciyi formatlayarak)

Birinci maddeyi örneklendirmek için ABD medyasındaki gökdelenlerin yıkıldığı 11 Eylül olaylarının halka sunumudur. Konu ile ilgili Türkiye’de ise en güzel örneği Ergenekon davasıdır. Her “operasyon dalgası” sonrasında defalarca terör örgütü vurgusu yapılmıştır; bu “örgüt” ve operasyon Türk milletinin kutsalı diyebileceğimiz “Ergenekon” adıyla anılmıştır. Özellikle Zir Vadisi’ndeki kazılarda çıkan mühimmatların 2 gün önce gömüldüğünün ortaya çıktığında bu kanallar neden bunu görmezden geldi? Düşünün, mühimmatların üzerindeki gazete küpürleri bile kazının yapıldığı tarihten 2 gün önceye ait. Bir milletin zekasıyla bu kadar dalga geçtiler…

İkinci Maddeyi de örneklendirmek için, medyanın kullandığı dil, öncelikli olarak bilinçaltı ve daha sonra davranışlarla ilgilidir. Bu davranışlar toplum mühendisleri, psikologlar, sosyologlar ve bilim adamlarının incelemeleri ve araştırmaları sonucunda çeşitli saldırılarla şekillendirilir.

Bu telkinler bazen açık, bazen yarı açık, bazen ise kapalı yapılır. Porno filmler, açık telkindir. İzlediğimiz bir filmin herhangi bir sahnesinde geçen 25. kare ya da subliminal mesajlar kapalı telkindir.

Televizyon programları ile nereye varmak istiyorlar?

Kadın programlarının amacı ne? Aile içindeki çarpık ilişkiler, yayına bağlanan karı kocanın birbirini milyonlar önünde eleştirmesi, aldatma hikâyeleri, küfür, kıyamet.

Yemekteyiz? Biz ekmek yere düştüğünde kaldırıp önce üfleyip sonra üç kez öpüp başımıza koyan ve daha sonra yüksek bir yere bırakan kültürden geldik. Ekmek kutsaldır. Bu yüzden yemeğe “nimet” deriz. Peki televizyonda ne pompalanıyor? yemek yerken dahi birbirleriyle kavga ediyor, hakaretler yağdırıyor.

Survivor yaklaşık 50 ülkede yayınlandı şimdiye kadar. Aksiyonu bol, duygu sömürüsü ile yer yer hüzünlendiren bir yapım. Peki Survivor’da bilinçaltına verilen mesaj ne? Arkadaşını satmak.

Ya Popstar ve Yetenek Sizsiniz yarışmaları ve Yetenek Sizsiniz de idol öne sürüyorlar. Bakın ülkemizde küçük çocukların giydiği formalar, İngilizce bilmediği halde İngilizce şarkı söylemek özentisine kaptırıyorlar.

Bu gün televizyonlarda hazırlanan programlar ahlak yapımızı çökertiyor. Muhteşem Yüzyıl için kükreyenler yayınlanan dizilere bakmıyorlar. Ülkemizi çöküntüye sürüklüyorlar. Hem de ABD’de “düşünce kuruluşu” adı verilen aslında ABD’nin ‘Ulusal İstihbarat Konseyi’ne bağlı Atlantic Council’in yayınladığı " “Küresel Trendler 2030”" adlı raporda çok önemli bir tespit var. Gerisin siz düşünün sevgili okurlar.

İbrahim Ayan

Kaynaklar:

1-Dr.Emery,"Gelecek 30 Yıl Konsept, Metot ve Anti pati", Tavistock Magazine (Human Relations), ABD, 1967.)

2-Sinan Meydan, AKL-I KEMAL,"Atatürk'ün Akıllı Projeleri", C.3, İnkılap Yayınevi, İstanbul, 2012, s. 277 vd.

3- Dr. Ali Nazmi Çora Tavistock Dünyayı Yöneten Örgüt Kitabı KDP 2015. Amazon.com S.151-155

4- Dr. Ali Nazmi Çora Tavistock Dünyayı Yöneten Örgüt Kitabı KDP 2015. Amazon.com S.148