Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan PKK terörü neden çözülemiyor?

PKK TERÖRSÜZ TÜRKİYE’E NE İSTİYOR?

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan PKK terörü neden çözülemiyor? Ne yazık ki ülkeyi idare eden iktidarlar soruna hep yüzeysel ve menfaat ilişkisi yönünden baktıkları içindir. Ülkem Osmanlıdan beri Batı’nın hedefidir. Ne yazık ki bizi idare edenlerde yönünü Batı’ya çevirmiş ama yanlış yerde durmaktadırlar. Özellikle PKK nedir? Desteğini nereden almaktadır? Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi midir? Yine terör sonucu ülkenin batı illerine gelen bu vatandaşlara herhangi bir ayırım yapılıyor mu?

Yukarıda sıraladığımız soruların cevapları ne yazık ki ülkem idarecilerinin dün olduğu gibi bu gün de doğru cevap verdiklerini görmek mümkün değildir. Klasik cevap dış güçler. 1980’li yıllarda ülkemize musallat olan bu terör örgütü ne yazık ki yanlış politikalar sonucunda bugünkü konumuna gelmiştir.

Son yıllarda yapılan açılım hareketleri ne yazık ki istenilen sonucu vermemiştir. Çünkü İRA ve İspanya’daki ETA'dır. Açılımı "Bask Yurdu ve Özgürlük"… Bu örgütler nasıl yok edildiyse bizde de öyle yapılması gerekirken ne yazık ki ta başından beri katil Öcalan adada beslenmiş, örgütü idare eder hale geldiği gibi bize öneriler sunar haldedir. İşte bu sırada ABD destekli açılım gündeme gelmiş ve örgütün elebaşlarından Karasu adındaki terörist bakın neler öneriyor?

Yasal adımların atılmasıyla sürecin hızlanabileceğini belirten Mustafa Karasu, ‘100 yıllık Kürt sorununun çözümü için bir kök yasa, bir yol açacak. Böyle adım, adım bu kök yasa çerçevesinde diğer tüm sorunların da çözümünü sağlayacak, çözümüne yol açacak bir kök yasa olması gerekiyor’ diyor.

Mustafa Karasu, “Eğer Önder Apo’nun özgür çalışır koşulları olmazsa ya da süreçte aktif hale gelmezse tabii ki süreç ilerlemez. Umuyoruz ki Önder Apo’nun daha fazla inisiyatif bulması, daha fazla sürece katkı sunacak, müdahil olacak ilişkiler içinde olması sağlanır. Böylece süreçte ilerleme olur” diye ahkam kesiyor.

Katil sürüsünün elebaşlarından Mustafa Karasu, çerçeve yasa ve yasal düzenlemelerin sağlıklı ilerleyebilmesi için atılması gereken adımları şöyle sıralıyor:

“Kürt sorunu Türkiye açısından ciddi bir sorun ve sorunların sorunudur. Kürt sorunu söz konusu olduğunda, Türkiye’de karar alıcılar, siyasetçiler netleşmiyor, doğru yaklaşım içine girmiyor, hep böyle gelgitleri yaşıyorlar. Ya da hep böyle bir hesap yapıyorlar. Diyelim mücadeleyi zayıflatma hesabı, seçim hesabı, başka hesaplar yapıyorlar. Bir yönüyle, bu bir özel savaş oluyor. Gerçekten şimdiye kadar böyle önemli bir süreç var, yüzyıllık en önemli sorun çözülecek; AKP’ye yakın basın bir özel savaş yürütüyor. Sürecin ilerlemesini sağlayan değil de köstekleyen, sürece karşı güveni zayıflatan bir yaklaşım ortaya koyuyorlar. Ortaya çıkacak çerçeve yasa için de böyle. Bilmiyoruz tabii, AKP iktidarı nasıl bir şey sunuyor fakat o söylenenler öyle olmaz. Öyle tek taraflı, Önder Apo’nun dediklerini dikkate almayan, hareketin dediklerini, Kürt halkının dediklerini dikkate almayan, sorunun çözümünde ön açıcı olmayan, sadece tasfiyeye yönelik, sadece silahların bırakılmasına yönelik bir yaklaşım, doğru bir yaklaşım değil tabii.

Nasıl bir yasa diyorsunuz? Çerçeve yasa deniliyor, kök yasa deniliyor. Öyle bir yasa olmalı ki, birçok şeyin önünü açacak. İşte demokratikleşmenin önünü açacak bir yasa olmalı. İnkârı kaldırmanın önünü açacak bir yasa olmalı. Hükümet, biz inkârı kaldırdık diyor ama öyle bir şey yok. Sözde. Hukukta, yasada, anayasada yok. Hukukta, yasada, anayasada da inkârı kaldıracak, asimilasyonu yok edip kaldıracak bir kök yasa olabilir, bir çerçeve yasa olabilir.”

1995 yılında Genelkurmay Başkanlığı, “Politik-Askerî Durum Değerlendirmesi” başlıklı bir belge hazırladı. Belgede, terör örgütünün “Dört aşamalı hedef stratejisi”, özetle şöyle ifade ediliyordu:

-Bölücü terör örgütü, ilk aşamada, kültürel ve sosyal bazı hakların temin edilmesini,

-İkinci aşamada özerk veya federasyon tipi bir yönetim sisteminin oluşturulmasını,

-Üçüncü aşamada, ülkemiz topraklarında sözde Kuzey Kürdistan devletinin kurulmasını,

-Son aşamada ise bağımsız ve birleşik sözde Büyük Kürdistan devletinin oluşturulmasını hedeflemiştir.

Belgede, “Bu kapsamda, sadece Kürt gerçeğinin kabul görmesinin, sorunun çözümünde yetmediği; Kürt toplumuna kültürel ve siyasi haklar tanınmasının yanı sıra, bölgedeki terörün sona erdirilmesinin, ancak olaya siyasi bir çözüm bulunması ile mümkün olabileceği düşüncesini dış ve iç kamuoyunun gündemine sokmuş, ancak bundan sonraki aşamaya geçecek şartları yaratamamıştır. Dağlardaki tehdit devam ettiği sürece devletimizce verilecek her taviz, yeni bir talebi doğuracak ve bu durum, örgütün ülkemizden toprak koparmak olan nihai hedefi gerçekleşinceye kadar aşama aşama devam edecektir.

Bu sebeple, devletimizin üniter yapısının muhafazası için tek vatan, tek lisan ve tek bayrak ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı laik ve demokratik düzen ilkelerinden asla fedakârlık edilmemesi esastır.” deniliyordu.

Şimdi yukarıdaki iki tespitten yola çıkarak konuya dönersek PKK’nın ana yapısı olan KCK nerede duruyor ona bakmak lazım. KCK kapanmadığı sürece verilenlerin hiçbir işe yaramayacağı açık. Birinci ve ikinci açılımlarda gördük. Ne kazandık Türk devleti olarak bir hiç. Devletin kurumlarının hazırladığı raporlar öncelikle FETÖ ve PKK ile diğerleri ne yazık ki dönemlerin iktidarları tarafından bir vesile sümen altı edilmiştir. Nasıl ki FETÖ’de yanıldık bizi Allah affetsin diyen yetkililer bunda da aynı şeyi mi söyleyecekler.

Sonuç olarak belirtelim ki katil Öcalan’ın önder kabul edildiği bir dönemde yapılanların ülkemiz başına yeni belalar açmayacağını kim garanti edebilir. Hele BOP olanca gücü ile Ortadoğu’da çalışıyorsa bize hayır gelmeyeceğini iyi düşünmeli ve geleceğimiz için hesapları iyi yapmak zorundayız.

Kocatepe’den selamlar İbrahim AYAN