Durduramadığımız tek şey zaman, su gibi akıp gidiyor.

MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN- RAİF ÖZTÜRK

MUHASEBECİMİZ VAR MI?

Durduramadığımız tek şey zaman, su gibi akıp gidiyor. Biz insanlar bazı şeylerin kıymetini bilmiyoruz. Ya da kıymetini kaybettikten sonra anlıyoruz.

Zaman da işte böyle… Kıymeti hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar değerli… Zaman su gibi akıp gidiyor, yıllar yılları kovalıyor. Giden yılların bir dakikasını geri döndürmek mümkün değil.

Zamanı geri getirmek mümkün değil, ancak giden zamanın muhasebesini yapmak mümkün. Her işin bir muhasebesi olur, olmalıdır. İşte bu yüzden bütün şirketler geleceklerine yön vermek için yılsonunda kâr, zarar bilançosu çıkarırlar.

Yaratılmışların en yücesi insan da öyle olmalıdır. Dünya her gün yeniden kurulur. İnsan her yeni güne akşam yapacağı muhasebe ile uyanmalıdır. Eşraf-ı Mahlûkat olan İnsanın önce Allah’a, sonra kendine, sonra da içinde yaşadığı topluma karşı ödev ve sorumlulukları vardır.

Zamanı kovalarken, vakti öldürürken, yılları devirip bitirirken bize düşen Allah’a, kendimize ve toplumumuza karşı olan ödev ve sorumluluklarımızı yerine getirip getiremediğimizin muhasebesini yapmaktır. Bunun için muhasebeci aramaya gerek yoktur. Bizi en mükemmel şekilde yaratan Allah, bizim saadetimiz ve mutluluğumuz için emrimize her an yanımızda ve emrimizde olacak bir de muhasebeci vermiştir. Onun adı “VİCDAN”DIR.

Vicdan Allah’ın terazisidir. İnsan olarak vicdan denen bu muhasebecinin sesine kulak vermeliyiz. Bu sese kulak verenler kaybetmez, bu sese sırt dönenler insanlık değerlerini yitirir ve bedbaht olurlar.

Her günümüzü -vicdan teranesine vurarak- muhasebesini yapmak en doğrusudur ve İnsan-ı Mahlûk olan insana en yakışanıdır.

Öncelikle Allah’a olan imanımızı tazelemeliyiz. Allah’a verdiği nimetler için şükrederken, verdiği ömrü ve nimetleri nerede, nasıl kullandığımızı, içinde yaşadığımız topluma karşı ödev ve sorumluluklarımızı yerine getirip getirmediğimizi sorgulamalıyız.

Vicdanımızın sesi, bize barışın, kardeşliğin, şükrün, erdemli olmanın kapısını aralar. Vicdanımızın sesi bize incelik ve dostluğun kapısını açar. Unutmayalım ki sözdeki incelik güveni, düşüncedeki incelik derinliği, duygulardaki incelik sevgiyi yaratır. Dostluk ise ulaşılmayacak kadar yüksek, unutulmayacak kadar güzel ve ancak ender insanlara yakışacak kadar özeldir.

Vicdanının sesine kulak verenler özel ve güzel insan olmayı hak eder. Vicdan muhasebemizi yaparak bizlerde o özel ve güzel insanlar safına katılmalıyız.. Böyle olursa kazanan biz, kazanan insanlık olur.

Saygılarımla…

Raif ÖZTÜRK