Atatürk ne diyor: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran halka Türk denir.”
MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN-RAİF ÖZTÜRK
TÜRKİYE, MİLLİ KIBLEGÂHIMIZDIR
Atatürk ne diyor: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran halka Türk denir.” Bu veciz sözden de anlaşıldığı gibi bu devlet Anadolu’da yaşayan, kültür ve kader birliği yapmış ve milletleşmiş halkların ortak devletidir. Türk, bir etnisite değil, halkların birliğinin adı, milletin adıdır.
Bu vatanda yaşamaktan gurur duyan, semalarımızda dalgalanan ay-yıldızlı al bayrağımızı bayrağı bilen herkes soyu, kökeni ne olursa olsun Türk Devletinin şerefli vatandaşları ve Türk milletinin saygıdeğer, eşit evlatlarıdır.
Yine Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli yüksek Türk kültürüdür,” diyor. Türk kültürü, insanlık tarihi kadar eski ve köklü olan milletimizin, asırların tecrübesiyle oluşturduğu değerler toplamıdır. Bu kültür, milletimizin İslamiyet’le kucaklaşmasından sonra daha da zenginleşerek günümüze ulaşmıştır. Türk kültürü, hem bu dünyada, hem de öbür dünyada insanın mutluluğunu esas alan ve insanı, eşraf-ı mahlûk olarak yücelten bir kültürdür. Bu kültür kucaklayıcı bir kültürdür.
Milletimiz, binlerce yıllık mazimizin türlü olayları içinde yoğrulmuş ve gerçek bir millet kıvamına ulaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda İslamiyet’i ve onun bayraktarlığını yapan milletimizi tarihten silmeye çalışan emperyalist devletlere karşı bu millet, kanla, barutla savaşarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Emperyalist güçler o zaman da Kürt kardeşlerimizi bizden koparmaya çalışmıştır. Milletimizin bir parçası olan Kürt kardeşlerimiz, Kurtuluş Savaşı’nda tercihini birlikten, kardeşlikten ve üniter Devletten yana kullanmış, bölünmez bir bütün olduğumuzu göstermiştir. O gün emperyalist güçlerin hevesleri kursağında kalmıştır. Bugün aynı tezgâh gündemdedir, aynı oyun kaldığı yerden yeniden oynanmaktadır.
Şimdi bin yıllık kardeşliğimizi yıkmak, birlikte kan verip kurduğumuz devletimizden yeni bir devlet, aynı değerler ve kader birliğiyle oluşturduğumuz ve adına Türk Milleti dediğimiz bu milletten de bir başka millet çıkarılmak istenmektedir. Etnik farklılıklar (farklı milliyetler) kaşınmakta, Türkiye ve Türk Milleti adım adım teslim alınmak istenmektedir.
Kâbe’nin bütün Müslüman hakların ve milletlerin Dini Kıblagâhı olduğu gibi, Türkiye de bütün Mazlum Müslümanların Milli Kıblagâhıdır. O yüzden tâ Balkan Felaketinden (1912) beri mazlum Müslüman halklar Türkiye’ye sığınmışlardır. Türkiye’yi Milli Kıblegâhları kabul etmişlerdir.
Büyük bir milli mücadele vererek Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra da Türk Milletini yok etmek, Türk adını tarihten silmek isteyen emperyalist milletler faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Önce eli kanlı ASALA Ermeni terör örgütünü, sonra PKK Terör Örgütünü sahaya sürenlerin asıl amacı; Türk adını anayasadan çıkarmak, Türkiye’yi bölünmek, mümkün olursa tarihten silmektir.
Elli bin vatan evladının kanına giren PKK Terör örgütünün ipleri dışarıda, yani emperyalist Türk düşmanlarının elindedir. Türkiye’yi Milli Kıblegahı gören herkes bu gerçeği görmek zorundadır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin kuruluş ilke ve felsefesine sıkı sıkıya bağlı olan her Türk vatandaşı bu gerçeğin şuurunda olmalıdır.
Netice olarak, Türk Milletini; Türk, Kürt, Laz, Boşnak, Çerkez, Gürcü diye etnik ayrımcılığa tabi tutmak, kimseye fayda getirmez. Bin yıllık kardeşliğimize, hepimizin ortak devleti olan devletimize ve kanlarımızla birlikte vatanlaştırdığımız bu topraklara, bu duygular içinde sahip çıkmak boynumuzun borcu ve millet olmanın sonucudur.
Unutmayalım ki, ne bizim ne de diğer mazlum Müslüman halkların sığınacağı başka bir Türkiye yok. Türk, tarihten silinirse, Allah korusun, ne mazlum Müslümanların dinî kıblesi olan Kâbe kalır, ne de mazlum Müslümanların sığınağı olan millî Kâbe yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalır, Allah bizi sonu köleliğe varacak gafletlerden korusun… Saygılarımla…
Raif Öztürk