Bir eğitim ve öğretim yılına daha başladık. Ne yazık ki bu eğitim yılın da sorunlar yumağını
OKULLARIMIZ AÇILDI
Bir eğitim ve öğretim yılına daha başladık. Ne yazık ki bu eğitim yılın da sorunlar yumağını
çözemeden devam edeceğe benzer. Okullar açılmadan önce basında bir PİSA başarısı tartışıldı. Bir
taraf eğitimin kalitesinden söz ederken diğer tarafta yapay olduğunu gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Biz bu yazımızda tarafsız olarak PİSA’ya değinecek ve diğer sorunları gündeme taşıyalım
istedik. PİSA öğrencileri test ederken değişik kriterleri de göz önüne alır.
PISA’nın temel amacı ülkelerin eğitim sistemlerinin mevcut durumunu ölçmek ve öğrencilerin
bilgi ve becerilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmek.
Ancak bazı eğitim uzmanları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda daha önce görev yapmış isimler,
Türkiye’de sınava seçilen öğrencilere yönelik özel çalışmalar yapıldığını öne sürdü. Tartışmaya MEB’de
geçmişte Yönetimi Değerlendirme ve Geliştirme Daire Başkanlığı görevinde bulunan Dr. Kadir Çetin
de katıldı.
Dr. Kadir Çetin, PISA süreçlerinde öğrencilerin sınava özel hazırlandığını öne sürerek bunun 2025’e
özgü bir uygulama olmadığını söyledi. 2018 ve 2022 yıllarında da benzer çalışmalara tanık olduğunu
belirten Çetin, 2025’teki hazırlıkların daha yoğun yürütüldüğünü savundu.
PISA’nın eğitim sistemine ilişkin “ayna” işlevi görmesi gerektiğini ifade eden Çetin, özel hazırlık
yapılmasının sınavın temsil niteliğini zedelediğini ileri sürdü.
Dr. Kadir Çetin, “Özel hazırlanmış ekiplerin sınava girerek ülke puanını yüksek göstermesi
amaçlanıyor” iddiasında bulundu. Gelelim PİSA’nın değerlendirmelerine.
“PISA 2025 Bulgularının İlk Değerlendirilmesi” başlıklı raporda öğrencilerin sosyoekonomik
koşullarının incelenmesi için yeni birçok boyutlu yoksunluk göstergesi sunduğu anlatılıyor.
Türkiye’de öğrencilerin yüzde 41.6’sı en az bir tür yoksunluk bildirirken OECD genelinde bu oran
yüzde 11.6. Öğrencilerin yüzde 34.3’ü maddi yoksunluk yaşıyor. OECD ortalaması ise yüzde 7.
Maddi yoksunluk, uygun ayakkabı ve yeni kıyafet gibi temel ihtiyaçlar ile banyo veya duş gibi
ev olanaklarındaki eksiklikleri; sosyal yoksunluk ise ücretli boş zaman etkinliklerine katılma, açık hava
ekipmanlarına ve ev içi oyun araçlarına erişme olanaklarını dikkate alıyor.
Türkiye OECD ortalamasından belirgin biçimde ayrışıyor. Türkiye’de öğrencilerin yüzde 41.6’sı en az
bir tür yoksunluk bildirirken bu oran OECD genelinde yüzde 11.6.
Türkiye’de öğrencilerin yüzde 34.3’ü maddi yoksunluk yaşarken OECD ortalaması yüzde 7.0.
Bu bulgu, çocukların yaşadığı somut ekonomik kısıtların da eğitime etkilerinin değerlendirilmesi
gerektiğini gösteriyor.
Raporda, PISA 2025’te öğrencilere devamsızlık ve okula geç kalmaya ilişkin sorular sorulduğu
hatırlatılarak şu görüşlere yer veriliyor:
“Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 53’ü, PISA testinden önceki iki haftada okula bir tam gün
gitmediğini söylüyor. OECD ortalamasında bu oran yüzde 22’dir. Aynı dönemde Türkiye’de
öğrencilerin yüzde 41’i en az bir dersi kaçırdığını bildirirken OECD ortalaması yüzde 24’tür. Benzer bir
şekilde, Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 49’u son iki haftada en az bir kez okula geç kaldığını söylerken
bu oran OECD ortalamasında yüzde 50’dir.
Türkiye açısından dikkat çekici olan, geç kalma oranından çok tam gün ve ders bazındaki
devamsızlığın yüksekliğidir. Öğrencilerin hangi nedenlerle tam gün ya da belirli derslerde okuldan
uzak kaldığını ve devamsızlığın hangi öğrenci gruplarında yoğunlaştığını anlamak, okul devamlılığını
gibi konular yer alıyor.
Bütün bunların yanında okullarda bir öğün yemek halledilemedi. Bakan Tekin STK dediği
cemaatlere aktarılacak paralar ve aile katkıları ile vermek mümkün.( Nasıl ki devlet memurları için bir
miktar memurdan para alarak öğlen yemeği veriyorsa öğrencilere de bu uygulama yapılmalı ve
geleceğimizi emanet edeceğimiz kişiler iyi yetişmeli.)
Yıllardır okula kayıt parası alma işi çözülemez. Çünkü MEB gerekli tahsisatı yapmadığı için.
Burada sorun okulların farklı uygulamalarında. Bir diğer konuda halen tam gün eğitim yapıldığı için
öğrencilerin sokaklarda bütçelerine göre yemek yemeleri iyi bir görüntü değil. ( Özellikle 12.30 -14.00
arası ilimizin okul civarlarına bakılınca görüntünün hoş olmadığını görecekler. İl milli eğitim bir tedbir
almalı diye düşünüyorum.)
Öğrenci ve Öğretmenlere başarılı bir eğitim ve öğretim yılı dileğiyle.
Kcatepe’den Selamlar
İbrahim AYAN