Cumhuriyetimizin 103.yılını kutluyoruz. Kutlu olsun!
MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN-RAİF ÖZTÜRK
Kutlu Nesil, Kutlu Vatan, Kutlu Devlet. Yaşasın Cumhuriyet
Cumhuriyetimizin 103.yılını kutluyoruz. Kutlu olsun!
Cumhuriyet bir kutlu rejim, Atatürk’ün ifadesi ile fazilettir. Türk Milletinin özgür başına en çok yakışan bu kutlu rejim kolay kurulmamıştır. Bu kutlu vatan ve bu kutlu rejim kutlu ve fedakâr bir kutlu nesil tarafından bizlere emanet edilmiştir.
Osmanlının son döneminde yaşayan bu kutlu nesil, Osmanlının çöküşüne; çöküşü hazırlayan şartlara; devletin yönetim hatalarına tanık oldu. Bu nesil 1911 yılında Trablusgarp harbini; 1912 yılında Balkan Felaketini, 1914-1918 yılları arasında Birinci Dünya Savaşını yaşadı ve tanıklık etti. Bu nesil 1919-1922 yılları arasında Türk Milletinin Ateşle imtihanı demek olan Kurtuluş Savaşını yaşadı ve sonra yeni ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Bunlar nazlı Rumeli toprakları göz göre göre elimizden kayıp giderken derin acılar yaşayanlar, hazin türküler yakanlardı. Bunlar değişik cephelerde vuruşan Anadolu’nun yağız delikanlılarının hazin hikâyesini gören, yaşayanlardı..
Bunlar kurtuluş savaşını; bu savaşı bütün olumsuzluklara rağmen cesaretle yürüten, milleti kendisine ve kurtuluşa inandıran Mustafa Kemal ve arkadaşlarının fedakârlığını gördü. BU FEDAKÂRLIĞA ORTAK OLMAYA KOŞTU… Aynı zamanda bu nesil Türk’ün nasıl ihanete uğradığını, nasıl acımasızca boğazlandığını, vahşeti, Anadolu’daki yoksulluğu, çaresizliği gördü.
Bu nesil, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarındaki bağımsızlık ateşini, kararlılığını, fedakârlığını, Milletin son silkinişle yazdığı kurtuluş destanını gördü.
Yaşanan Vahşetler… Onları Türk’e, Türklüğe Türk’ün değerlerine sarılmaya yöneltti. Kendilerini Türk hissettiler… Osmanlıcılığın, İslamcılığın Türk’ü kurtarmaya yetmediğini acı tecrübelerle gördüler. O yüzden Türkçülüğe yöneldiler… Türk’ün değerleri ile donanmaya, Türk’ün tüm değerlerini yaşamaya, yaşatmaya, korumaya gayret ettiler.
Öbür yandan bu nesil, en büyük düşmanlarının cehalet olduğunu gördüler, Osmanlının en büyük hatasının Batı değerlerini özümseyememesi olduğunu; ilme, fenne, okumaya değer vermemesinin koskoca bir imparatorluğu nasıl bitirdiğini gördüler.
Bu yüzden Batının fennine, ilmine samimi olarak girilmesi, alınması gerektiğini kavradılar ve öyle davrandılar.
Bir yandan da medeni dünyanın öncüsü olduklarını iddia edenlerin, dünyanın tek dişi kalmış canavarları olduklarını görüp, anladılar. Onlarla yarışmanın çağdaş bilgiden, ilimden, fenden geçtiğini anladılar.
Onlar cumhuriyetin ilk nesliydi. Onlar üç kıtada ihtişamlı bir devletin, Osmanlı Türk devletinin varisleri olarak; Osmanlının küllerinden genç Türkiye Cumhuriyetini çekip çıkardılar ve Türk’ün özgür yaşama iradesini tüm dünyaya, dost düşman herkese kabul ettirdiler.
Bu kutlu nesil, Türk’ün ateşle İmtihanını vererek kurdukları Cumhuriyeti dünya milletlerinin saygın ve çağdaş bir üyesi yapmak için, yeni bir seferberlik ilan ettiler. Her alanda ülkeyi aydınlığa kavuşturmak için, fakru zaruret içinde, yoksul bırakılmış Türk Milletini onurlu, refaha ulaşmış bir toplum olarak yaşatabilmek için az zamanda çok iş yaptılar. Kendi ailelerinden çok milletin geleceği ile ilgilendiler.. Mal, mülk, şan şöhret gibi bir hesapları yoktu, ülküleri vatanın, genç cumhuriyetin ve asil Türk milletinin yüceltilmesiydi.
Bunu başardılar, ilmi, fenni, kardeşliği, milli değerleri öne alarak, toplumu ortaçağın karanlığından söküp alacak ve yeni ufuklara taşıyacak Milli Eğitime önem verdiler. Diyanet başkanlığını da kurarak insanların inanç ve imanlarını din bezirgânlarının elinden kurtardılar. Milleti laik bir inanç sistemi ile inanç hürriyetine kavuşturdular..
Bazılarının hâlâ değersizleştirmeye çalıştığı o nesil on yılda ülkeyi demir ağlarla donattılar.. Çağdaş eğitim sistemiyle mutlu yarınlara hazırlamaya çalıştılar. Başardılar… Başardılar… Başardılar… Ancak bizler o kutlu nesle layık olamadık… O kutlu neslin ilke ve idealleri ile Türkiye Devletini güçlü edemedik, Türk Milletini mutlu kılamadık.
Cumhuriyetin nimeti olan demokrasiyi tam özümseyemedik.. Siyasetin bir hizmet yarışı olduğunu ve cumhuriyet rejiminin de vazgeçilmezi olduğunu kavrayamadık.. Siyaset kurumunu çarpık, birbirinin gözünü oyan, birleştirici değil, ayrıştırıcı bir kurum haline getirdik…
Millet olarak 103. Yılını kutladığımız fazilet rejimi cumhuriyetin bize neler kazandırdığını bir daha değerlendirmeliyiz. Bu fazilet rejimine de, Türkiye Cumhuriyetini kuran o fedakâr ve kutlu nesle de el ele, gönül gönüle vererek layık olmalı, cumhuriyetimizin 103.yılını coşku içinde BİZ HEPİMİZ BİR MİLLETİZ anlayışı ile kutlamalıyız.
Vatanı kurtaran, Türkiye Cumhuriyetini kuran, beş vakit ilahi Ezanları dinleme özgürlüğünü bize kazandıran o kutlu neslin ve azizi şehitlerimizin ruhu şad, mekânları cennet olsun. Türk Milletinin asil başına yakışan Cumhuriyetimizin 103.yılı kutlu olsun!
Saygılarımla….