Son günlerde ülkem Terörsüz Türkiye ile yatıp kalkerken dış politikada

TÜRKİYE YALNIZLAŞTIRILIYOR MU?

Son günlerde ülkem Terörsüz Türkiye ile yatıp kalkerken dış politikada varsa yoksa Suriye ile ilgilenirken en önemli dostları olan ve aynı teşkilatta yer alan Türk Devletleri ne yazık ki bizim milli davalarımızdan biri olan Kıbrıs sorunu konusunda tam aksi yönlere doğru yelken açıyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk dönemi hariç dış Türklerle ilgili uzun yıllar bir dış Türkler bakanlığı kurulamamıştır. Yine 1991 yılında SSCB’nin dağılması sonrasında ilişkiler istenildiği kurulamamıştır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti hazırlıksız yakalanmıştır. Geçen zaman diliminde ne yazık ki değişen hükümetlerin tercihleri önemli bir rol oynamıştır.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana ilk kez, Türk dili konuşan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan liderleri, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de katıldığı AB-Orta Asya Zirvesi’nde bir araya geldi. Zirve, 4 Nisan’da Semerkant’ta düzenlendi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin beş Orta Asya ülkesine “stratejik ortaklık” kapsamında 12 milyar avroluk yatırım yapacağını duyurdu. Von der Leyen'in verdiği bilgiye göre söz konusu yatırım paketi şunları içeriyor:

Bölgedeki kritik hammaddeler için 2,5 milyar avro, Çin’i Orta Asya ülkeleri üzerinden Avrupa’ya bağlayan ticaret rotası Orta Koridor’un geliştirilmesi için 3 milyar avro, Çevresel projeler için 6,4 milyar avro, Dijital bağlantı hizmetleri için 100 milyon avro.

Zirvede ortak bir bildiri de yayınlandı. “AB-Orta Asya Zirvesi Ortak Bildirisi”nin 4. maddesinde dikkat çeken şu ifadelere yer verildi:

BM Güvenlik Konseyi, söz konusu 541 sayılı kararında KKTC’nin ilanını “yasa dışı” ilan etmiş, diğer tüm devletlere yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımaları çağrısında bulunmuştu.

Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan'ın da imzaladığı bu bildiriye göre, söz konusu ülkeler KKTC’yi tanımayacak; Ada’nın tamamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni “tek meşru hükümet” olarak kabul edecek. Ayrıca bu kararla birlikte söz konusu ülkeler, 1974 Barış Harekâtı’nı dolaylı yoldan kınamış; Türk askerinin Ada’dan çekilmesi yönünde çağrıda bulunmuş oldular.

Bununla da sınırlı kalınmayıp, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin –“Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak anılan– bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor; Kapalı Maraş’ın yerleşime açılmaması ve Rum tarafına iade edilmesi çağrısında bulunuluyor.

Kıbrıs, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından özel bir öneme sahiptir. Çünkü Akdeniz’de nefes almamızı sağlayan tek bölgedir nerdeyse.

Geçen yıl TDT Devlet Başkanları Zirvesi’nde KKTC Cumhurbaşkanı’nın neden Kazakistan’a çağrılmadığı ve bu yıl Astana’da düzenlenen TDT Sağlık Bakanları 5. Toplantısı’nda KKTC temsilcisinin neden yer almadığı sorusuna Dışişleri Bakanlığınca sorgulanmalıdır. TDT üyelerinin Güney Kıbrıs’ta elçilik açmaları en kısa zamanda önlenmeli ve Türkiye yalnızlığa itilmemelidir.

Kocatepe’den Selamlar

İbrahim AYAN