MENDERES'İN KAYNAĞI’NDAN

Raif ÖZTÜRK

BAĞDAT’A SULTAN OLABİLİRLER, GÖNÜLLERE ASLA!

Dini ve milli değerlerin aşındığı günümüzde insan-ı kâmil olmak zor. İnsan-ı kâmil olmak, sosyal yaşamını İslam’ın ölçülerine ve milli değerlere göre tanzim etmek demektir.

Milli ve dini değerlerimize ters düşen, toplumsal huzuru dinamitleyen yalancılık, riyâ, hak ve hukuk tanımama, fitne ve fesat üretme, gayri meşru yoldan kazanç elde etme ve bencillik dünün sosyal hastalığıydı. Allah’ın kesin emirlerine, çağdaş bir toplum olunduğu söylemlerine rağmen; ne yazık ki bu hastalıklar dün olduğu gibi bugün de artarak devam etmektedir.

Bütün bu sosyal hastalıklar toplumun ve milletin huzurunu tarumar ederken; bireylerde gelişen ve neticeleri en az yukarıda zikrettiğimiz sosyal hastalıklar kadar yıkıcı olan bir başka hastalığın gün be gün geliştiğine tanık oluyoruz. Bir kişilik hastalığı olan bu sosyal hastalık “Ben bencilliği”, yani “Ego”dur.

Ego, diğer sosyal hastalıkları da içinde barındıran ve tedavi imkânı olmayan psikolojik bir olgudur. Her işte, her şey de” ben” diyen ve kendisinden başka herkesi küçük, hatta zavallı gören bir kişilik, aslında kendi zavallılığını “Ben” egosunun arkasına gizlemektedir.

Ben benciliğini aşamayan insanın insan-ı kâmil olması, yani olgun, mütevazı, toprak gönüllü olması; etrafına huzur, güven, sevgi ve şefkat dağıtması mümkün değildir. Kendi egolarını tatmin etmek için her şeyi kendine mubah sayan bu tür insanlar sadece kendilerine zarar vermekle kalmaz, içinde yaşadıkları topluma da kötülük etmiş olurlar.

Türk Eğitim Sistemi yetiştireceği çocuklara, gençlere bir de bu açıdan bakmalıdır. Yüce Allah, insanı yaratılmışların en yücesi görürken; “ben.. ben..” diyerek benlik sevdasına düşmüş olanlar, insanları devamlı hakir görmektedirler. Yani yaratanına bile ters düşmektedirler. Yaratanına ters düşenlerin toplumuna vereceği bir şey yoktur. Bağdat’a sultan olabilirler, fakat gönüllere asla!..

Saygılarımızla…