CHP tarafından 31 Ocak 2026’da düzenlenen “Demokrasi ve Toplumsal Barış
BÖLGEMİZE YENİ DÜZEN Mİ GELİYOR?
CHP tarafından 31 Ocak 2026’da düzenlenen “Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı”nda, Türkiye’nin iç barışı ile bölgesel gelişmeler ve farklı barış deneyimleri, demokratikleşme, siyasal temsil, eşit yurttaşlık ve Meclis merkezli çözüm yolları, Kürt meselesi ve toplumsal barışın ekonomik boyutu ve “Barışı Toplumda Yeniden Kurmak” konuları işlenmiş.
Katılan konuşmacılar ve moderatörler bu milletin sevebileceği kişiler değil ama burasını geçelim. Gelelim bizi ilgilendiren bölümüne. İktisat tarihçisi Prof. Dr. Şevket Pamuk’un bildirisi oldu. Basından öğrendiğimiz kadar Pamuk, bölgesel eşitsizliklere dikkat çekerek “Batıdaki ortalama gelir, doğudaki ortalama gelirin iki buçuk katından fazla” tespitini paylaşmış. Bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için iş imkânları, sanayi yaratılması ve eğitim niteliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekmiş.
Burada bazı sorunları ortaya koymadan bunları söylerseniz insanlarımızı yanıltırsınız. Öncelikle Kürt Sorunu mu, Doğu Sorunu mu? Sormam gerekiyor. Prof. Dr. Halil İnalcık “ABD ve Batı, bilhassa buradaki petrol kaynakları nedeniyle bağımlı hükümetler yaratıyor bölgede. Bugün Amerika Ortadoğu’ya hâkim olmak istiyor; İsrail’i yarattı, Irak’a geldi. Kuzey Irak’ta(Biz ekleyelim. Şimdi de Suriye’de)başka bir İsrail devleti yaratmaya çalışıyor. AB ve ABD bugün Kürtleri destekliyor; Ermeniler ve Kürtler, şimdi Amerika’nın Ortadoğu’da yeni “parçala-bağımlı yap” politikasından kendileri için çok ümitliler… Bence bütün bunlar, Avrupa’da 19.yüzyıldaki ‘Question d’Orient:Doğu Sorunu” politikasının devamından başka bir şey değildir.” Demişti.
AB ve ABD aynı zamanda ayrılıkçı hareketleri işine geldiği zaman kullanır,( PKK, İŞİD; FETÖ..) maliyet yükseldiğinde ya da müttefik dengesi değiştiğinde sahadaki vekilinden gözünü yaşına bakmadan desteğini çeker. Bir örnekle yetinelim. Perver Şivan, ABD’ye gözyaşları içinde seslenerek “Bizi kullanıp attınız! .”demedi mi?
Doğu Sorununun temeli, bölgesel eşitsizliği yaratan toprak dağılımında eşitsizlik değil mi? Bakın, Prof. Pamuk’un bu konudaki görüşlerini bilmiyoruz ama şurası kesin aşiret yapısı, bölgede yaşanan feodalitenin çözümlenmesi doğrultusunda önermeler ne yazık ki Menderes ve arkadaşlarının CHP’den toprak reformu yapılmasın diye istifa ettiği günlerden beri çözülmüyor. Bir başka deyişle konunun toprak mülkiyeti, topraksız köylüler sorunu olduğu dile getirilmemiş, adeta saklanmış.
Kürt ayrılıkçı hareketinin egemen olduğu bölgelerde toprak mülkiyeti; aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetimindedir
Ağalara ait topraklarda yoksul Kürt köylüsü, yarı aç, yarı tok varlığını sürdürmeye çalışır. Kimi zamanlar topraklar ile satılır ya da pazarlanır.
Seçimlerde oylar kitlesel olarak atılır ve beyler meclise gider. Milletvekilleri, belediye başkanları, genellikle ya toprak ağaları ya da yakınlarıdır.
Aslında T.C. Anayasası’nın 44. maddesi bunu zorunlu kılmaktadır. Ancak, Toprak Devrimi salt toprak dağıtımını içermemeli. Aksi durumda dağıtılan topraklar yeniden güçlülerin eline geçecektir.
Toprak devrimiyle birlikte bölgede kamu iktisadi kuruluşları eliyle sanayileşmeye ivme kazandırılmalıdır. Böylesi bir yaklaşımda, Devlet bölgede de yönlendirici ve yatırımcı olmalı.
1 Kasım 1937’de TBMM Açış Konuşmasın da Atatürk; “ Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın, hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir maliyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgesinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınıflamak lazımdır” demişti.
Bu yazıklarımız ne yazık ki Atatürk’ün ölümünden sonra gündem olmadı. Gelelim, güya Kürtleri savunan şimdiye kadar değişik adlar alan DEM vekillerini 54 bin kişinin (çoğunluğu Kürt kardeşlerimiz olan)katilinin kurtulması ve uzun vadede bölünmeden başka yaptıkları yok diye biliriz.( Burada söylemeden geçemeyeceğim İstiklal Savaşı’nda 24 bin şehit verdik. Kıyas belki yanlış ama böyle bir cani lider olamaz ve affedilemez.)
Ortadoğu’da yaşanan olaylar özelinde Suriye ve İran olayları sonrasında ortaya çıkanlar özellikle Suriye’de PKK ve PYD devletle bütünleşirken neler döndüğü pek belli değil. Özellikle dünün teröristi bu gün devlet başkanı olarak önce Almanya ardında ABD’ye gidiyor. Hüsnü kabul görüyor. Bu durum bölgemizin yeniden dizayn edilmesi yönünde yorumlamak yanında Diyarbakır’da olan olaylara baktığımız zaman gizli ellerin bir şeyler çevirdiği ortaya çıkıyor.
Başka Türkiye yok olduğunu kavramak dileğiyle. Kocatepe’den Selamlar.
İbrahim AYAN