Sinemayı bizim kuşak kadar seven olamamıştır. Bizim kuşak kadar sinemayla yaşayan,
MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN-RAİF ÖZTÜRK
DİNAR’I ANILARDA YAŞAMAK
HANİ O ESKİ SİNEMA GÜNLERİ?
Sinemayı bizim kuşak kadar seven olamamıştır. Bizim kuşak kadar sinemayla yaşayan, bundan zevk duyan bir başka nesil var olduğunu düşünemiyorum… Bir dönemin Dinar’ından, Dinar’ın sinema günlerinden bahsediyorum.
Sinemaların 1940- 1980 arsında Dinar’ın sosyal hayatında çok büyük yeri vardı. Yıldız Sineması, Kızılay Sineması, Belediye Sineması, Başaran Sineması, Özen Sineması, Topuzoğlu Sineması, Emek Sineması, Lale Sineması aklıma gelenler. Elbette sinemaların birer de yazlığı vardı. O devirde Dinar’ın dışında herhangi bir ilçede bu kadar sinemanın olmasını düşünmek bile imkânsızdı..
Her akşam bütün sinemalar dolar, hatta kapalı gişe oynardı. Hafta sonları yani tatil günleri kadınlar matinesi yapardı sinemalar. Genç kızlar ve kadınlar mahallelerinden gurup gurup ve akın akın sinemalara koşarlardı, bu yüzden sinemanın önlerinde izdiham yaşanırdı. Yazları, filmi yazlık sinemalarda seyretmek Dinarlılar için ayrı bir keyifti.
Sinemalar müşteri çekmek için genelde çift film oynatırlardı. Sinemaya gitmek öğrencilere yasaktı. Okul idareleri sık sık sinemaları kontrol eder, yakaladıkları öğrencileri cezalandırırlardı. Böyle olduğu halde verilecek cezaları göze alır, sinemaların en daimi müşterileri öğrenciler olurdu. Film seyretmek, sinemaya gitmek her Dinarlının büyük tutkusuydu o günler. Film komedi ise kahkahadan kırılır, dram ve trajedi ise üzüntüden karalar bağlar, ağzımızı bıçak açmazdı. Bazen kahramanlık, ya da savaş filmleri olurdu. Bu filmleri daha büyük bir zevkle izlerdik, “Yedi Dağın Efesi” gibi… O yaşta kendimizi film artistinin yerine kor, adeta beyaz perdede biz yaşardık.
İlçemizde sinema sayısı çok olması rekabeti yaratmıştı. Sinemacılar kaliteli film getirme konusunda birbirleriyle yarışırlardı. Ayrıca reklama ve fragmanlara önem verirlerdi. Birde mahalleleri, her mahallenin son sokağına kadar gezici anonsçular dolaşır ve film duyuruları yaparlardı.
İki çocuk film afişlerinin raptiyelediği reklam panosunu iki yandan tutar, yanlarında daha yetişkin bir anonsçu, elinde tenekeden yapılmış uzun bir huniyi megafon gibi kullanarak mahalle mahalle gezerdi. “Bugün akşam yazlık Emek sinemasında iki film birden… Yeşilçam’ın en çok sevilen kadın oyuncusu Hülya Koçyiğit ile tüm genç kızların sevgilisi Ediz Hun’un başrolde oynadığı bir aşk filmi; Samanyolu… İkinci Film yine Yeşilçam’ın en güçlü oyuncularının başrolü paylaştığı yılın unutulmaz filmi… Dağların Kartalı… Ayhan Işık, Kadir İnanır, Hayati Hamzaoğlu ve Hülya Darcan’ın unutulmayacak filmi, Dağların Kartalı… Bu akşam tam saat 8.30’da Yazlık Emek Sinemasında… Kaçırmayın… İki dev film birden, bu akşam Emek Sineması’nda…” Hemen her gün duyduğumuz film anonslarından biriydi.
Sonra nereden geldiğini bilmediğim ve Dinar’ın bu sinema tutkusuna renk katan bir Şarlo’muz oldu bizim. Dinar’ın Şarlo’sunu benim yaşıtlarımdan tanımayan yoktur. Onu tanımamız da yaptığı işle ilgilidir. Şarlo, renkli bir simadır ve Dinar’da film anonslarına, film tanıtımlarına kendisi gibi renk getirmiştir. Şarlo ata biner, arkasına film afişini yapıştırır, elinde yukarda ifade ettiğim gibi tenekeden yapılmış megafon görevi yapan bir huni… Bu haliyle at üstünde Dinar’ın birkaç kez altını üstüne getirir. Her mahalleye, her sokağa girerek anons etmekle yetinmez, adeta ev ev gezerek işini renkli kişiliğini de kullanarak en iyi şekilde yapardı.
Dinar’da o zaman halka sinemayı, daha doğrusu filmi sevdirenlerden biri de makinistlerdir. Bizim çocukluğumuz ve gençliğimizde hepimizin yakından tanıdığı ondan fazla makinist vardı. Elektrikler kesildiğinde ıslık çaldığımız, filmin sesi gittiğinde “Makinist ya ses, ya kes” diye bağırdığımız, sinemanın hem gözde, hem de hedefte olan kişileriydi makinistler. Bunlar kendilerini yaratan, yani bu mesleği kendi gayretleriyle öğrenip icra eden insanlardı. Bunlar Dinarda sinema kültürünü yerleştiren insanlardı. Dinar’ı bir kültür kenti, bir sosyal yaşam kenti, bir cazibe merkezi yapanlar, şimdi bir bir aramızdan çekilen işte bu insanlardı.
Dinar’ın geçmişi her bakımdan parlaktır. Dinar anılar yumağında mutlu bir kenttir. Dinar’ın anıları bir tarihtir. Anılar, kentlerin tarihidir. Dinar, anılarını yaşayarak geleceğe umutla bakmaktadır. Anılar, her birimizin hayatından, hayalinden güzellikler saklamaktadır. Anılar, “Altın Şehir” unutmamamızı sağlayan kıymetlerdir. Anılar bizi hep ALTIN ŞEHİR DİNAR’DA YAŞATAN değerledir. Dinar’ı Anılarda yaşamak güzeldir.
Saygılarımla…
Raif ÖZTÜRK