Bölücü başının bir yıl önce sadece PKK’ya silah bırak demesinden sonra

DEMOKRATİK ENTEGRASYON NEDİR?

Bölücü başının bir yıl önce sadece PKK’ya silah bırak demesinden sonra gelişen olayları gerek gazeteler gerekse televizyonlardan haberdar olduk. Öncelikle belirtmeliyim ki elli binden fazla insanımızın kanı üzerinde olan bir kişinin (Çoğunluğu Kürt kardeşlerimizin) Kürtlerin lideri olarak öne çıkarılması bizleri ne yazık ki üzmenin ötesinde bir halde bırakıyor.

İnternet üzerinden bir araştırma yapacak olursanız kendi sözleri ile asıl adının Artin Agopyan olan birisinin bu hale gelmesi bizim siyasilerin siyaset üretememesi ve dış tesirlerin fazla olmasından kaynaklanıyor.

Demokratik Hukuk Devletinde haklar BİREY’E aittir. Her Türk Vatandaşı, etnik kökeni ne olursa olsun kanun önünde eşittir. Ancak “Demokratik Entegrasyon” modelinde, haklar bireyden alınıp ETNİK GRUBA verilir.

Eğer haklar etnik gruplara verilirse (Kürtlere şu hak, Araplara bu hak gibi) devlet artık “Vatandaşları” ile değil, “Aşiret veya Etnik Komitelerle” muhatap olmaya başlar. Bu durum, Türkiye’deki Boşnak-Çerkez-Laz- Gürcü-Arnavut-Roman vs gibi onlarca unsuru “İKİNCİ SINIF” veya “Yok Sayılan” konumuna düşürür.

Mevcut Anayasamızın 66. maddesi Türk sıfatı bir etnisiteyi değil, siyasi bir bağı (Vatandaşlığı) temsil eder. “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Öcalan’ın istediği yapıldığında, Türkiye “ULUS DEVLET” olmaktan çıkar veHalklar Bahçesi” ya da Lübnan gibi bir ETNİK KOALİSYON haline gelir. Ulus Devlet yıkıldığında, o devleti bir arada tutan Ortak Ülkü de buharlaşır… Büyük Orta Doğu Projesini hayata geçirmeye çalışanlarda bunu istiyor. Ayrıca Avrupa Birliği raporlarına bakın bu görüşü bulmak mümkün.

“Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki” çekincelerin kaldırılmasıyla, yerel yönetimlerin, merkezi hükümetten kopuk hareket etmeleri sağlanır. Bunu AB yıllardır istemektedir. Çünkü bölge yöneticilerini kandırmak daha kolay olacaktır.

Kamu yönetiminde, orduda, veya yargıda, “şu kadar Arap, şu kadar Kürt, şu kadar Türk” şeklinde LİYAKAT yerine ETNİK KÖKENİN esas alınması halinde bugün Lübnan’da yaşanan duruma gelinecek ve ortada bir Türk devleti kalmayacaktır..

Türkiye’nin içine doğru (Su Havzalarımıza) genişleyen bir “Federatif Yapı” kurularak, İsrail’in güvenliği için bölgede daha fazla küçük parçala bölünmüş yapılar oluşturulması. İsrail’in yayınladığı Yİnon planında vardır. Ayrıca Büyük İsrail projesinin temel hedefidir.

Arap-Kürt-Türk üzerinden yürütülen tartışma, aslında 85 milyonun ortak tapusu olan Türkiye Cumhuriyetinin, HİSSELİ bir mülk gibi pay edilme çabasıdır. Üzücü olan, bu açılım sürecine AKP-MHP-CHP tarafından destek verilmesidir. Millet olarak buna karşı çıkmak bir Vatandaşlık görevidir.

Kocatepe’den Selamlar

İbrahim AYAN