Ülkem bir deprem bölgesi durumunda. Yaşadığımız şehirde ikinci derecede
DEPREMLER VE SONRASINDA YAPILANLAR
Ülkem bir deprem bölgesi durumunda. Yaşadığımız şehirde ikinci derecede bir deprem bölgesinde yer alıyor. Günlük gazeteleri takip ediyorum. İlimizde de depremle ilgili fazla bir faaliyetin olmadığını belirttikten sonra 6 Şubat depreminin yıl dönümünde bölgede yaşayan kardeşlerimizin acılarını paylaşmak bir insanlık borcu olsa gerektir.
2023 Kahramanmaraş depremleri Türkiye’de yalnızca büyük bir yıkım değil, siyasal tartışmanın sınırlarını da açığa çıkardı. Afet sonrası kamuoyuna sunulan ana anlatı, büyük ölçüde kaç konutun ne kadar sürede üretildiği üzerine kuruldu. Yaklaşık yüz milyarlarca dolarlık ekonomik maliyet ve yüz binlerce bağımsız birimin teslimi, yeniden inşanın başarı ölçütü olarak kabul edildi. Oysa bu çerçeve, yeniden inşayı yalnız fiziksel üretime indirgemiş; yaşam kalitesi, toplumsal güven ve uzun vadeli dayanıklılık gibi temel unsurları görünmez kılmıştır.
Yeniden inşa şehirlerin sosyal dokusunu da değiştirmiştir. Yerleşim alanlarının konumu, ulaşım bağlantıları ve kira dengeleri, depremden sonra kimin kentte kalacağını belirleyen başlıca unsurlara dönüşmüştür. Bu nedenle bazı mahalleler hızla dolarken bazıları boş kalmış; barınma sağlanmış olsa da hayatın yeniden kurulması gecikmiştir. İnsanlar yalnızca evlerine değil, hayatlarına döner. Bu kurulmadığında fiziksel iyileşme gerçekleşse bile toplumsal iyileşme yarım kalır.
Depremler için toplanan vergiler bahsedildiğinde siyasi taraftan ses çıkmadığı gibi evlerin niçin uzun vadeli para karşılığı verildiği de tam açıklanmış değil. Hele her şeyini yitirmiş bir insana belirli ölçekte hem de faizi olan paraları ödetmekte bizce doğru bir uygulama değil.
Ülkemiz ne yazık ki 1997 ve 2023 depremlerini gördü. Bizi idare edenlerin depremlerle ilgili hangi tedbirleri aldıkları hala açıklığa kavuşmuş değil. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde kentsel dönüşüm bir türlü düzenli şekilde hayata geçirilemiyor. En merak konularından biri de yıllarca DASK yatıranlar ile yatırmayanlar hakkında yetkililerin bir açıklamada bulunmamasıdır.
Son olarak asrın depreminde niçin denizlerimizin kullanılmadığı da bir türlü gündeme gelmiyor. Özellikle Cem Gürdeniz bir yazısında bahsetmiş. Hatay için deniz yolu kullanılsa idi. Ölümlerin oranı daha az olurdu diye.
Sonuç olarak olay olduktan sonra değil olay olmadan tedbir alma konusunda ne yazık ki başarılı bir yönetim sergilemediğimizi belirtelim. Asrın depreminde ölenlere Allah’tan rahmet diler kederli ailelerine de sabır versin Yüce Allah.
Kocatepe’den Selamlar İbrahim Ayan