Dinar halkı, Samsun’dan Anadolu’ya çıkan ve milli mücadele meşalesini yakan

MENDERES’İN KAYNAĞI’NDAN

RAİF ÖZTÜRK

CUMHURİYET HEYACANI VE DİNAR

Dinar halkı, Samsun’dan Anadolu’ya çıkan ve milli mücadele meşalesini yakan Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’daki çalışmalarını adım adım dikkatlice takip etmiştir. Diğer yandan Dinar’a sığınan göçmen yurttaşlarımızın durumunu görerek, büyük bir heyecanla Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının başarıları için dualarını ve desteklerini eksik etmemişlerdir.

Kongre çalışmalarından sonra Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelmesi ve milletin kaderine Ankara’dan sahip çıkılması, 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye millet Meclisi’nin dualarla açılması Dinar halkına büyük coşku ve mutluluk yaratmıştır.

Meclisin isteği üzerine, Mustafa kemal Paşa’nın “Ateşten Gömleği” giymeye talip olması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendisine 5 Ağustos 1921 günü Başkumandanlık görevi vermesi; bütün yurtta dalgalanmalara ve umutların yeşermesine sebep olmuştur.

Dinar halkının gözü kulağı Afyon cephesinde ve Mustafa Kemal paşadadır. 26 Ağustos 1922 büyük taarruzdan çok olumlu haberlerin gelmesi üzerine Dinar halkı belediye önündeki meydan da toplanmış ve Mustafa Kemal Paşa ve ordusunun muzaffer olması için topluca dualar etmeye başlamışlardır.

30 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Başkumandanlık meydan Muharebesi’nde Yunan kuvvetlerinin dağılması ve yönünü İzmir’e çevirerek geri çekilmeye, daha doğrusu kaçmaya başlaması üzerine; Dinar halkı aynı meydanda toplanmış ve günlerce kutlama yapmışlardır. Kutlamalar ordumuzun İzmir’e ulaştığı 9 Eylül gününe kadar aynı heyecanla devam etmiştir.

İşgale uğramasa da, yapılan mezalimleri ve acıları yakından gören, bilen Dinar halkı, kurtuluşumuzu sağlayan Türk silahlı kuvvetlerine, onun komutanlarına ve Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal Atatürk’e minnet duygularıyla bağlılık duymuştur.

(24 Temmuz 1923 de ) Lozan anlaşması ile Türkiye’nin tam bağımsızlığının kabulü, 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye devletinin hükümet şeklinin “cumhuriyet” olduğunun ilan edilmesi üzerine, Dinar’da büyük coşku yaşanır. Dinar’da cumhuriyetin ilanını kutlamak için büyük kutlamalar düzenlenir. Sevinç, coşku ve heyecan sosyal hayatın her sahasında kendini hissettirir.1

Ülkeyi düşman işgalinden kurtaran ve çağdaş bir millet yaratmada kararlı olan M. Kemal Paşa ve arkadaşları; cumhuriyeti ilân ettikten hemen sonra, hiç zaman kaybetmeden kolları sıvamışlar ve ülkeyi imar etmek için harekete geçmişlerdi. Milletimizi içine düştüğü fakr-u zaruretten ve yoksulluktan kurtarmak ve milleti çağdaş milletler seviyesine çıkararak mutlu etmek, cumhuriyeti kuran bu kadronun en öncelikli hedefiydi.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve hükümet erkânı olmak üzere cumhuriyetin heyecanını yaşayan her kademedeki yöneticiler, Avrupa kurum ve kuruluşlarını da örnek alarak çok önemli bir atılım başlatırlar.

Bu heyecan ve atılımlara ayak uyduran Dinar ilçesi de çok önemli kazanımlar elde eder. Dinar’da, 1930’lu yıllardan başlamak üzere 1980’li 1990’lı yıllara kadar büyük değişim ve gelişim görülür ve Dinar altın bir çağ yaşar.

İzmir-Aydın şimendifer hattının 1889 tarihinde Dinar’a ulaşması, 1908 tarihinde de Dinar’ın bağımsız kaza olmasıyla başlayan gelişim ve değişim; cumhuriyetin ilanından sonra, cumhuriyet coşkusuyla çok büyük bir ivme kazanır.

Cumhuriyet coşkusu ile Dinar’da yeni yapılanmaların, yeni kurumların oluşmasını ve Dinar’ın bir cazibe merkezi olmasını sağlarken; Dinar bir cazibe merkezi olarak ülkenin dört bir yanından hızla esnaf, tüccar ve zanaatkâr göçü almaya başlar.

Dinar’a dışarıdan gelen esnaf, tüccar ve zanaatkârların Dinar halkı tarafından samimiyetle kabul görmesi ve bağırlara basılması Dinar’da birlik-beraberlik duygusunun ve Dinarlı olma şuurunun gelişmesine sebep olur. Dinar, Cumhuriyetin coşkusuyla; cumhuriyetin ilk yirmi yılı içinde fiziki, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan; parmakla gösterilen şirin ve çağdaş bir kent haline gelir.

Saygılarımla…

Raif ÖZTÜRK